Büyük Kışkırtma
“Geliyor gelmekte olan..”
18 Ağustos’ta İsrail, Türkiye’ye 70 km uzaklıkta bulunan eski bir Suriye havva üssünü bombaladı. Konu yurtta ve dünyada geniş yankı uyandırdı. Öncelikle şunu belirtmek zorundayım. Bizim burada yaptığımız bir durum tespitinden ibarettir. Uluslararası alandaki gelişmeleri anlamak isteğidir. Uluslararası alanda duygusallığa yer yoktur. Duygusal yaklaşım büyük ihtimalle yanılgıya düşürür. Diğer taraftan acı gerçekleri de görmezden gelemeyiz. Hiçbir şey dikensiz gül bahçesi değildir.
Ortadoğu, Kuzey Afrika, Körfez ve Hicaz bölgesine baktığımızda ve ABD’nin buralardan çekilme isteği ve zorunluluğu göz önünde tutulduğunda, bölgede kalıcı olan ülkelerin kendilerine alan açmak için güç mücadelesine girdiklerini görüyoruz. Bu ülkeleri Türkiye, İran ve İsrail olarak nitelememiz gerekir. Mısır ve Suudi Arabistan da halkaya dahil edilebilir ama Türkiye, İran, İsrail daha etkin biçimde rol alıyorlar.
Coğrafyadaki üç ülkenin de bölgede temel görüş ayrılıkları ve çıkarları vardır. Ve asla biraraya gelecek gibi de değiller. Bölgeyi dizayn etmek bunun bir parçası elbette. İran mezhepçi bir tavır ile bölgede bir Şii Hilali uygulama peşindedir ve bunun için muhtelif ülkelerde vekil güçler barındırmaktadır. İsrail başta ABD’yi arkasında tutarak, orantısız güç kullanarak bölgeyi dizayn etmek istemektedir. Bölge ülkesi olmayan Yunanistan ve Hindistan’ı da yanına katmak istemektedir. Türkiye ile hem doğrudan hem de vekil güçler aracılığıyla keskin bir mücadele içerisindedir ki Türkiye ve İsrail’in çıkarları kesinkes çatışmaktadır. Başta Suriye’de olmak üzere Lübnan, Ürdün, Yemen, Sudan, Libya, Irak , Filistin ve Doğu Akdeniz’de kıyasıya bir mücadele içindedir her iki devlet de.
Tabii bu mücadelenin altında enerji ve güvenlik politikaları yatmaktadır. Enerji nakil hatlarının, lojistiğin geçeceği yollar büyük anlaşmazlık konusudur. Bilhassa Suriye sahası her iki devletin sıkça yüz yüze geldiği bölgedir.
Peki 10 milyonluk ülke olan İsrail bu gücü ve cesareti kimden almaktadır ki tüm bölge ülkelerine kafa tutmaktadır? İsrail gücünü ABD’den ve dünya Siyonist finans gücünden almaktadır. ABD arkasından çekilse İsrail pek bir şey yapacak güçte değildir. İsrail ABD’yi adeta ayaklarından prangalamıştır. Şantaj ve türlü desiselerle ABD’yi bu bölgede tutmak için elinden geleni yapmaktadır.
Türkiye ise yüzyılda bir gelebilecek fırsatları değerlendirmek, gönül coğrafyasına el vermek, birlikte yeni bir düzen inşa ederek, buralardaki kan ve gözyaşına son vermek istemektedir.
İsrail ise arkasındaki güçlerle, bölgede istikrarsızlık ve terör ile kendine, korku salarak alan açmak peşindedir. Ayrıca 27 Ekim’de yapılacak genel seçimlerde şimdiki şiddet yanlısı hükümet, zemin kazanmak ve tabanını konsolide etmek derdindedir. Bilinmelidir ki iktidarlar her daim düşmanlara ihtiyaç duyar ve saldığı korkular üzerinden oy toplamak ister.
Sallantıda olan İsrail hükümeti bunu Türkiye düşmanlığıyla ve gerginlik politikalarıyla sağlamak istemektedir. Hemen tüm analist ve stratejistler bir Türkiye İsrail çatışmasını çok mümkün görmekteler. Büyük ihtimalle Suriye sahasında başlaması beklenen bu çatışmanın nerede duracağı ve nereye evirileceği meçhuldur.
Ancak şu var ki Türkiye sağduyulu davranarak İsrail’deki seçim sonuçlarını beklemeli ve yayılmacı İsrail hükümetine bir seçim kozu verilmemelidir. Fakat Türkiye bu arada olanca gücüyle ve türlü taktiklerle bu savaşa büyük hızla hazırlık yapılmalıdır. Sürpriz saldırıları her an beklemelidir. Hava savunma sistemlerini ve hava gücünü tahkim etmek Türkiye’nin önceliği olmalıdır.