Çin’in Küreselci Tarafı
“Kalabalıklar sesle dinleyici kitlesine dönüştürülür.”
Öncelikle bugünkü yazımızın iki gün evvel yayımlanan ‘Küreselcilik Dedikleri’ başlıklı yazının devamı olduğunu belirtmekle başlayalım. Zira o günkü yazımızın son paragrafı, Çin’e atıf yapılarak kapatılmıştı.
İdeolojik küreselciler için vatan, devlet mefhumu yoktur. Onlar paralarını kazanmaya, istediklerini gerçekleştirmeye bakarlar. ABD, İsrail menfaatleri için İslam coğrafyasında ‘terörist avında’ iken ki bu en az 35 yıldır sürmektedir. Çin, büyük atılımlarla, küreselci sermayenin de desteğiyle ABD’nin dünyadaki ekonomik liderliğini sallamaya başladı.
ABD’de iktidara gelen Trump, ekibi ve seçmenleri bunun bilinciyle hareket ederek ‘önce Amerika’ sloganıyla önceliği Amerika’nın iç işlerine vermeyi istediler. Ancak ABD’deki müesses nizam -Pentagon, silah sanayi, siyonistler ve Çin’de yatırımcıları olan küreselci kesim- buna karşı direnmektedir. Kurdukları menfaat çarkının durmasını istememektedirler.
Peki Çin, tek dijital dünya devletini önceleyen ideolojik küreselciler için niçin bu denli önemlidir? İlkin buna oradaki ucuz işgücü diye cevap verebiliriz. Batı’da bir işçinin aylık maliyeti 3 bin dolar iken bu Çin’de 150-200 doları geçmiyordu. Tabii süreç içerisinde orada da işçi maliyetlerinin arttığını söylemeliyiz.
İkinci büyük etkenin Çin’in yatırımcılara büyük kolaylıklar, teşvikler vermesidir. Çin’deki bürokrasi yabancı yatırımcının destekçisidir. Ayrıca orada sivil toplum, yargı direnci bulunmaz. Batı’da çoğu zaman yeni yatırımlar çevresel ve insani bahaneler öne sürülerek, sivil toplum ve yargı engeline takılabilir. Yatırım yıllarca sürüncemede kalabilir. Oysa Çin’de kamuoyu baskısı falan yoktur. Parti bürokrasisi karar verdiğinde iş bitmiş demektir.
Uluslararası sermaye örgütlü toplumları pek tercih etmez. Ayrıca Çin’de yeni teknoloji ürünlerinin, icatların deneysel uygulamaları kolaylıkla uygulamaya konabilir. Kişisel özgürlükler falan dikkate alınmaz. Misal, mobese kameraları yüz tanıma sistemi gibi uygulamalar yaygın ve olağandır. Çin’in pandemi dönemindeki önlemleri tüm dünyada şaşkınlık yaratmıştı.
Dijital dünya devletini savunan küreselci elit, Çin’de öylesine kolay ve rahat ürünler, yeni yeni teknolojiler deneme ve test etme imkanına sahiptirler ki bunu Avrupa’da ve ABD’de bu denli hızlı ve itirazsız dolaşıma sokmaları neredeyse imkansızdır.
Küreselci akıl ve sermaye Çin’i bir nedenden dolayı daha tercih eder. O da yeni teknolojik ürünlerde bolca ihtiyaç duyulan kritik elementler ve nadir toprak madenleridir ki Çin’de bolca bulunur ve işlenir. Zira günümüzde geleneksel sanayide ihtiyaç duyulan doğalgaz ve petrol türevleri yerine, uzay ve bilişim sektörü ağırlıkla nadir toprak madenlerine, kritik elementlere ihtiyaç duymaktadır ki küreselciler daha çok bu alanlarda iştigal etmektedirler.
Çin eğitim alanında, AR-GE, patent, inovasyon konularında dünyada ilk sıradadır. Yenilikçi teknolojilerde, aldığı patentlerde açık ara öndedir. Genç ve yetişmiş işgücüne sahiptir. Bu haliyle de tercih edilendir.
İdeolojik küreselciler ve Çin Komünist Partisi birçok konuda benzer düşünceler taşırlar. Nüfus planlamasında, din olgusunda ve ulus devletlerin zayıflatılmasında, Batı’daki milliyetçi muhafazakar akımların geriletilmesinde ortak amaçlar beslemektedirler.
Çin, küreselci aklın ideallerinin en rahat ve kolay hayata geçebileceği en uygun devlettir. Çin de dünya dijital diktatörlüğünün, devletinin öncü ve lider ülkesi, merkez üssü olabileceğinden dolayı, menfaatlerin örtüşmesinden ötürü küreselcilerle birlikte hareket etmesinden karlı çıkacağı hesabı içerisindedir.
Kısaca para, yeni teknoloji sahipleri ve yeni dünya düzeni özlemcileri uyuşuk, verimsiz, yaşlı ve konforcu Batı’yı artık gözden çıkartmıştır.