Derlenme Toparlanma
“Geçici dünyanın kalıcı derdi olmaz”
Son günlerde alışık olmadığımız hadiseler yaşanıyor. Bu hem dünya geneli hem de Türkiye içi için geçerli bir durum. İnsanda ergenlik dönemi kabaca nasıl izah edilir? “Hızlı anatomik büyümenin, daha yavaş ilerleyen zihinsel gelişmenin önüne geçtiği dönem” diye tarif edilir. Bu arada beden ve zihin uyumsuz haller gösterir ve ergen abuk sabuk davranışlar sergiler. İşte bu tarif ülkenin ve dünyanın bugünkü hallerine pek uyuyor.
Eski düzen temelden sarsılırken, yeni bir düzene geçme çabasının bariz ürünüdür yaşadıklarımız. Her ülke kendince önlemler alıyor, yeni düzene ayak uydurmaya çalışıyor. Elbette yaşananlar çok sancılı. Daha beteri yaşanmadan sükûnet gelir mi bilinmez.
Türkiye de yeni düzene ayak uydurmak derdinde. Hem içeride hem de dış dünyada hummalı bir yarış içerisinde. Diplomatik çabalar dünyanın dikkatini çekiyor. Türkiye dost bildiği ülkelerle ittifaklar, ekonomik işbirliği arayışı peşinde. Diğer taraftan da barış sağlamak adına arabuluculuk faaliyetleri yürütüyor.
Ülke içerisinde ise yeni dünya düzenine hazırlıksız yakalanmamak adına çeşitli adımlar atıyor. En önemlisi terörsüz Türkiye adı altında, ülke barışını korumak için tarihte görülmedik çalışmalar yürütüyor. Türkiye’nin uluslararası alanda söz sahibi olabilmesi için içeride terörü kesinlikle bitirmesi gerekiyor.
Tüm bunlara ilaveten ülkedeki gayrimeşru işlerin, mafyatik organizasyonların, kara para, uyuşturucu, sanal bahis, kumar, borsa spekülasyonları, rüşvet, yeni nesil çeteler, gasp, şiddet gibi yasa dışı işlerin bitirilmesi gerekiyor.
Eğer Türkiye dünyaya yeni bir söylem ile yeni güvenli yatırım ülkesi adıyla, enerji ve finans merkezi olarak çıkacaksa tüm bunları halletmesi ve hukukun üstünlüğünü tesis etmesi gerekiyor.
Türkiye geçen yüzyılda coğrafya avantajını kullanamadı. Daha doğrusu vesayet altında kalarak, kullandırmadılar. Oysa bugün yeni dinamikler söz konusudur. Türkiye tarihi ve kültürel birikimiyle coğrafyanın verdiği avantajla, merkez ülke konumuna yükselmiştir. Bunda tabii Batı dünyasının gerilemesinin payı büyüktür.
Ancak yüz yılda bir gelebilecek fırsatlar vardır. Bugün Türkiye’nin ayağına böyle fırsat gelmiştir. Kullanabilmesi için hazır olmalıdır. Yatırımlar çekmek, ortaklıklar kurmak, ittifaklar oluşturmak için, güven vermesi gerekiyor. Hukukun üstünlüğü prensibini tesis etmesi, askeriyesini tahkim etmesi, özgün sanayi ve teknoloji ürünleri geliştirmesi gerekiyor.
Para ürkek bir kuş gibidir. Güven duymadığı ülkeye konmaz. Belli garantiler ve yasal düzenlemeler ister. İşte Türkiye’nin bu günlerde yaptığı odur. Askeriyesi, istihbaratı, diplomasisi güçlüdür. Savunma sanayi alanında örnek atılımlar yapmaktadır. Fakat ekonomide ve yargıda aynı şeyler söylenemez. Finansman açığı, döviz kırılganlığı, enerjide dışa bağımlılık, ülkede cezasızlık algısı devam etmektedir ve hızla düzeltilmesi gerekir.
Ülke içindeki suçlulara yönelik operasyonları bu çerçevede görmek istiyorum. Hem ülke imajını düzeltmek hem de savrulan kamu kaynaklarına sahip çıkmaktır bunun adı. Devletin etkin ve tarafsız biçimde her kesimin üzerine gidebilmesi ve cezasızlık algısını bitirmesi, yapanın yanına kalmadığını göstermesi çok faydalıdır.
Ben Türk devletinin yeni ve beklenmedik görevlere hazırlandığını düşünüyorum. Ülke içinde ve dış dünyada yaşananlar bunun işaret fişekleridir. Enseyi karartmaya gerek yoktur.