Erkek Beyni Kadın Beyni

John Gray, “Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten” diyerek, Roma Mitolojisine bir yolculuk yapar.

Erkekler ve kadınlar sanki farklı gezegenlerden gelmişlerdir. “Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten” der Amerikalı yazar John Gray. Bu söz, Roma Mitolojisine dayanır. Erkek ve kadınların olaylara bakış açıları, duygularını ifade etme biçimleri ve stresle başa çıkma yöntemleri farklıdır. Erkekler genellikle sorunlara çözüm üretmeye odaklanırken, kadınlar anlaşılmak ve duygusal paylaşım isterler. Erkekler zorlandıklarında, içlerine çekilip “mağaralarına” kapanma eğilimindeyken, kadınlar konuşarak rahatlamayı tercih eder. Kadınlar konuşarak, erkekler ise susarak toparlarlar. Hatta John Gray bu farklılığı, “Erkekler mağaralarına çekildiğinde onları rahatsız ederseniz bir ejderha ile karşılaşırsınız!” metaforuyla akıllarda kalacak şekilde anlatır.

Kadınlar Venüs’tendir, daha duygusaldır, aşkla doludur, empati bağı kurar. Erkekler ise Mars’tandır, daha çözüm odaklı ve hedefe yöneliktir. Stres altında erkek daha iyi öğrenir, kadın stresliyken öğrenmekte güçlük çeker. Kadınlarda duygusal hafıza daha yüksektir. Erkekte fiziksel güç hâkimdir. Erkek hep erotizmden söz ederken, kadın romantizmden söz eder. Erkeklerin motivasyonu takdir edilmek, kadınlarınki duygusal güven ve sürekliliktir. Erkekler iletişimde daha doğrudan ve kısa ifadeler kullanırken, kadınlar detaylı ve duygusal anlatımı tercih ederler. Ve buna benzer birçok farklılıklar…

Bütün bunların bilimsel açıklaması var elbette. Erkekte testosteron baskın, östrojen düşük düzeydedir. Kadında ise östrojen baskın, testosteron düşük düzeydedir. Ancak bu iki hormon, her iki cinsiyet için de gereklidir. Denge bozulduğunda fiziksel ve ruhsal belirtiler ortaya çıkabilir. Bu durumda asıl konu, “hangi hormonun kimde olduğu” değil, hangi hormonun baskın olduğu ve ne kadar çalıştığıdır.

John Gray bir ilişki danışmanı, konuşmacı ve yazardır. Bu kitabında farklılıkların çatışma nedeni değil, doğru anlaşıldığında ilişkiyi güçlendiren doğal özellikler olduğunu savunur. Ayrıca çiftlere empati, sabır ve bilinçli iletişim yoluyla daha sağlıklı ilişkiler kurmaları için pratik öneriler sunar. Aslında vurgulanan temel düşünce şudur: Taraflar birbirlerini kendi beklenti kalıplarıyla yargıladığında hayal kırıklığı doğar. Ancak bu farklılıklar bilinçli şekilde anlaşılırsa, çatışma yerini tamamlayıcılığa bırakır. Çiftler farklılıkları kabul ettiklerinde mutluluk artar. Farkı kabul etmek = Mutlu olmak…

Buraya kadar tamam. Benim yıllardır savunduğum ise şu: Kadın ve erkek arasındaki bu farklılıklar, ancak evlenip birlikte yaşamaya başlandığında yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Birbirinin farklı yanlarını anlamaları yıllarca sürüyor. Birlikte yaşamak zor olduğu gibi, çatışmalar da bazen ayrılıklarla sonuçlanıyor. Peki, bu farklar ilkokuldan başlayarak insanlara kısa kısa anlatılsa, ileriki eğitim dönemlerinde bilginin düzeyi artırılsa, insanlar aradaki farkları bilinçli bir şekilde öğrenip hayata başlasa nasıl olur? Toplumsal hayattaki iletişim de daha kolay olur. Dileğim, çatışmanın azaldığı, hoşgörü ve empatinin çoğaldığı bir iletişim…

Yakın zamanda aldığım bir eğitim, John Gray’ın, “Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten” kitabını okumama yol açtı. Bu kitapta yıllardır eksikliğini yaşadığım, yaşadığımız ve kesinlikle bilmemiz gerekli bilgileri buldum. Bu yazımda kitabı ve kendi fikirlerimi paylaşmak istedim. Mutlaka bu kitabı okumanızı öneririm.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.