Hüseyin Çelik: Birileri Bu Memleketin Huzurunu Kaçırmak İsteyen PKK Ve KCK’nın Eline Koz Vermesin

ŞANLIURFAAK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, KCK davasında Kürtçe savunma isteği ve mahkemenin Kürtçe’yi ‘bilinmeyen dil’ olarak nitelendirmesine tepki gösterdi. Çelik, “PKK ve KCK şov yapıyor. Fakat mahkemenin bu tavrını onaylamak, kabul etmek mümkün değildir. Birileri PKK ve KCK’nın, bu memleketin huzurunu kaçırmak isteyenlerin eline koz vermesin.” diye konuştu. Şanlıurfa’da AK Parti Siyaset Akademisi’nin açılışına katılan Hüseyin Çelik, eski devlet anlayışının ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizen Çelik, kırgın halkın, devletle barışması için şaşı bakışın değişmesi gerektiğini ifade etti. Tek parti döneminde 5 kesimin ötekileştirildiğini savunan Çelik, bunların köylüler, Aleviler, gayrimüslimler, Kürtler ve mütedeyyin insanlar olduğunu kaydetti. Bu kesimlerin farklı ideoloji ve inançlarından dolayı ötekileştirildiğini belirten Çelik, “Yabancı misyon şefleri ayağında düzgün ayakkabısı olmayan, üstü başı perişan olan köylüleri görür de çağdaş imajımız zedelenir” diye bir dönem köylülerin, Ulus ve Kızılay’a sokulmadığını anlattı.

 
 “BEDİÜZZAMAN’I ÇÖP ARACIYLA TAŞIMAK İSTEYENLER TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNDE YERİNİ ALDI”
 
 Çelik, AK Parti’nin ayrım yapmadığını ve herkesi ülkenin vatandaşı gördüğünü söyledi. Bir dönemler evinde Kur’an okuduğu için birçok insanın bin bir türlü eziyete maruz kaldığını hatırlatan Çelik, Bediüzzaman Said Nursi’nin çektiği sıkıntılara dikkat çekti. Çelik, şöyle konuştu; “Dönemin İçişleri Bakanı diyor ki, ‘derhal çıkarın’ bir araç bulamayınca ‘çöp arabası ile çıkarın’ diyordu. Bediüzzaman vefat edince cenazesine bile saygı göstermediler. ‘O çöp arabası bulun’ diyenler tarihin çöplüğünde yerini aldı ama, Bediüzzaman gönüllerde yaşıyor. Bunun tek örneği Bediüzzaman da değil. Dinini yaşamak isteyenler birçok eziyete maruz kaldı.” Baskıların ve yanlışlıkların son bulması gerektiğine vurgu yapan Çelik, vatandaşın devletle barışması için yaşanan “maskaralıkların ortadan kaldırılması, şaşı bakışların yok olması” gerektiğini dile getirdi.  
 
“PKK VE KCK ŞOV YAPIYOR, YARGI KOZ VERİYOR”
Diyarbakır’da gerçekleşen KCK davasına da değinen Çelik, mahkemenin dava sürecindeki tutumunu ise eleştirdi. PKK ve KCK’nın şov yaptığının herkes tarafından bilindiğini söyleyen Hüseyin Çelik, şunları anlattı: “Fakat oradan biri çıkıp Kürtçe konuşuyor. Mahkeme kayıtlara ‘bilinmeyen bir dille konuştu’, ‘anlaşılmayan bir dille konuştu’ diye not düşüyor. Bu yakışır mı? Sizin oraya bilinmeyen dil olarak kayıtlara girdiğiniz dil, ülkede milyonlarca insanın konuştuğu, bildiği, anlaştığı bir anadildir. Anadil insanın şahsının ayrılmaz bir parçasıdır. TRT 6 Kürtçe yayın yapıyor. Biz şimdi kalkıp ‘bilinmeyen bir dille yayın yapıyor’ diyebilir miyiz? Devlette bir tutarlılık olması gerekir. Devletin mahkemeleri de bunu göz ardı edemez. Altını çiziyorum PKK ve KCK şov yapıyor. Fakat mahkemenin bu tavrını onaylamak, kabul etmek, doğrudur demek de mümkün değildir. Bu yakışmamıştır ve büyük bir ayıptır.”
“MAHMUT ESAT BOZKURT’UN RUHU MEMLEKETİ FELAKETE GÖTÜRDÜ”
Üniversitede bölüm başkanı olduğu dönemde bir hocanın derste “Kürtler ve Kürtçe yoktur” dediğine ve bir öğrencinin de bunun aksini ispatlamak için ayağa kalkarak ‘Ben Kürdüm’ dediğini ve bir Kürtçe bilen bir arkadaşını daha kaldırarak Kürtçe konuştuğunu daha sonra da hocasına dönerek, “Siz ne konuştuğumuzu anladınız mı? İşte o bizim anlaştığımız ve seninde anlamadığın konuşma dili de Kürtçedir” diyerek Kürtlerin ve Kürtçenin varlığını ispatladığını anlatan Çelik, bu örneği verdikten sonra mahkemenin KCK davasındaki tutumu kast ederek, “Birileri PKK ve KCK’nın, bu memleketin huzurunu kaçırmak isteyenlerin eline koz vermesin. Bizim yargımızın da demokratikleşmesi gerekir. Maalesef üzülerek söylüyorum ki, Mahmut Esat Bozkurt’un ruhu hala bizim yargımızda önemli oranda yaşıyor. Bu ruh memleketi felakete götürmüş bir ruhtur, memleketin bu ruhtan kurtulması gerekir.”diye konuştu.  

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.