Kaderin Görünmez Bağları ve Bir Reenkarnasyon Hikayesi

Kaderin görünmez bağları ve bir reenkarnasyon hikâyesi. (Görsel: Vilkass, Pixabay)
Kaderin görünmez bağları ve bir reenkarnasyon hikâyesi. (Görsel: Vilkass, Pixabay)

İnsanlar, aralarındaki görünmez kader bağları nedeniyle birbirleriyle karşılaşır, yolları kesişir ve dost olurlar. Bu mistik bağlardan bahsederken, ruhun yolculuğunu simgeleyen reenkarnasyon kavramına değinmemek imkansızdır. Antik Çin kaynaklarından “Za Min Lu” (Öteki Dünya ile Çeşitli Karşılaşmalar Derlemesi) içinde yer alan ve yaşanan her karşılaşmanın bir nedeni olduğunu gösteren şu tarihi hikaye, hayatımıza giren herkese karşı neden nazik ve hoşgörülü olmamız gerektiği konusunda hepimize ilham veriyor:

Sui Hanedanlığı’nın Kai Huang döneminde, Wei İlçesi Valisi Cui Yanwu, yetki alanındaki küçük bir kasabaya teftiş gezisine çıkar. Kasabaya ayak bastığı an, içinde birdenbire tarif edilemez ama son derece hoş bir heyecan dalgası hisseder. Yanındaki heyete dönerek, “Ben önceki hayatımda bu kasabada yaşayan bir kadındım. Nerede oturduğumu, evimin nerede olduğunu hâlâ çok net hatırlıyorum” der.

Cui Yanwu, bu hissin peşinden giderek atını sürer; uzun, dar ve kıvrımlı yollardan geçerek sonunda eski bir evin önünde durur. Muhafızlarına kapıyı çalmalarını emreder. Kapıyı, evin reisi olan yaşlı bir adam açar. Karşısında ilçe valisini gören yaşlı adam, büyük bir saygıyla eğilerek onu selamlar.

Vali Cui Yanwu, doğrudan içeri girerek oturma odasına yönelir. Doğudaki duvara yaklaşır ve yerden yaklaşık 2-2,5 m yükseklikte bulunan bir çıkıntıyı dikkatle inceler. Ardından evin sahibine dönerek şunları söyler:

“Benim geçmiş yaşamımda okuduğum kutsal Budist metni Lotus Sutra (Fa Hua Jin) ile beş adet altın saç tokası bu duvarın içindeki gizli bölmede saklıydı. Hatta o kitabın yedinci cildinin son sayfası biraz yanmıştı ve bu yüzden birkaç satırı eksikti. Şimdiki hayatımda ne zaman Lotus Sutra’yı okumaya kalksam, yedinci cildin o eksik kısmını hep unutuyorum.”

Valinin emriyle duvar dikkatlice oyulur. İçeriden, tam da söylediği gibi, içinde kutsal metinlerin ve beş altın saç tokasının bulunduğu eski bir kutu çıkar. Lotus Sutra’nın yedinci cildini açıp baktıklarında; son sayfanın yandığını ve birkaç satırın eksik olduğunu kendi gözleriyle doğrularlar.

Bu mucizevi ana tanıklık eden yaşlı adam, hıçkırıklara boğularak şöyle der: “Vefat eden eşim hayattayken sık sık Lotus Sutra’yı okurdu. Bu altın saç tokaları da gerçekten ona aitti…”

Cui Yanwu, daha sonra ön bahçeye çıkarak oradaki büyük Çin pagoda ağacına doğru yürür. Ağacı göstererek, “Geçmiş hayatımda, doğum sancılarım başlamadan hemen önce başımdan bir tutam saç kesmiş ve bu ağacın kovuğuna saklamıştım,” der. Görevliler ağacın kovuğunu aradıklarında, bozulmadan kalmış o saç tutamını bulup çıkarırlar.

Yıllar önce kaybettiği eşinin saçını ve eşyalarını karşısında gören ev sahibi, aynı anda hem büyük bir sevinç hem de derin bir hüzün yaşar. Vali Cui Yanwu, eski hayatından izler taşıyan bu yaşlı adama değerli kıyafetler hediye edip güzel dileklerde bulunduktan sonra teftiş turuna kaldığı yerden devam eder.
Kaderin bizi kimlerle, hangi zaman diliminde yeniden bir araya getireceğini asla bilemeyiz. Bu yüzden bugün karşılaştığımız her ruha nezaketle yaklaşmak, belki de geçmişimize ya da geleceğimize borçlu olduğumuz en büyük saygıdır.

Kaynak: Shiwen, zhengjian.org, “Previous Incarnations and Present Life: A Visit to a Small Town Brings Back the Memory of a Previous Life”, pureinsight.org

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.