Terörsüz Türkiye’ye Geçiş Sürecinde Öcalan’ın Statüsü Tartışması

Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde Öcalan’ın statüsü tartışmasına değindi. (Fotoğraf: Mehmet Uçum x hesabı)
Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinde Öcalan’ın statüsü tartışmasına değindi. (Fotoğraf: Mehmet Uçum x hesabı)

Mehmet Uçum Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecine ilişkin yazısında Öcalan’ın statüsü tartışması da dâhil, öne çıkan bazı hususları değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 7595 sayılı Kanun’un uygulama aşamasına girmesiyle Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinde gelinen noktayı ve sürece yönelik aksatma girişimlerini kaleme aldı.

Uçum, 17 Ekim’de AA Analiz’de yayımlanan “Terörsüz Türkiye’ye geçiş artık engellenemez!” başlıklı yazısında Öcalan’ın statüsü tartışmasına da değindi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, şunları yazdı:

“Sürecin açık ya da örtülü karşıtı olan bazı odaklar ve aktörler, Öcalan’ın statüsü konusunu amacından ve işlevinden kopartarak farklı noktalara taşıyor. Oysa konu tamamen Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasında ortaya koyduğu devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine uygun üstlendiği rolü yerine getirebilmesinin koşullarını sağlamakla ilgilidir.

İmralı’da cezaevi binasına bağlı bir ünite olarak yapılan mekân, Öcalan’ın rolüne ve görevine uygun çalışma ortamı oluşturmak içindir.

Vakti geldiğinde Öcalan’ın açık görüşme çeşitliliğinin sağlanması da aynı şekilde devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine yönelik yapması gereken işlerin bir gereği olacaktır.

Hal böyleyken Öcalan’a üzerine düşeni uygun şekilde yapması için sağlanan imkânları bir tür serbest bırakma veya imtiyaz sağlama gibi değerlendirmek, sürecin rutin dışı özelliğini göz ardı eden ve iyi niyetli olmayan bir bakıştır.

Bunun karşısında bu imkânları değersizleştirerek hatta Öcalan’ın dahi gündeminde olmayan, örneğin özgür kalması gibi konuları öne çıkararak süreci yapay sorunlarla aksatmaya çalışanların bakışı da aynı derecede sorunlu ve iyi niyetten uzaktır.

Bu fikri çarpıtmaların sürece yönelik aksatma çabalarının bir parçası olduğu ortadadır ama hangi tarafta olursa olsun aksatma gayretinde olanlar, bu işi başaramayacaktır. Süreçteki pratik ilerlemeler de bunun kanıtıdır.”

Yeni Anayasada Etnik ve Kimlik Siyasetlerine İlişkin Yaklaşımlar Olmayacak

Sürece yönelik diğer bazı aksatma gayretlerine de değinen Uçum,

“Farkına varılması gereken temel hakikat şudur: Demokrasinin ilerlemesi ve yeni anayasa ancak Terörsüz Türkiye’ye geçişin tamamlanmasıyla, etnik ve kimlik siyasetlerinin geride bırakılmasıyla, bu konulara ilişkin sorunların pratikte bittiği gibi zihinlerde de bitmesiyle milletin tamamının işi olarak ele alınacak ve hayata geçecektir. Hiç kimse yeni anayasanın etnik ve kimlik siyasetleri üzerinden müzakere edileceği beklentisine girmesin. Yeni anayasada etnik ve kimlik siyasetlerine ilişkin yaklaşımlar olacağı vehmine kapılmasın.” diye yazdı.

Mehmet Uçum yazısını “Sonuç olarak Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın vurguladığı üzere: “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” (3 Ekim 2026).” ifadeleri ile bitirdi.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.