2032 – İki Bin Otuz İki
“Uzağı görenler bilir, gelecek uzun sürer”
Bugünkü başlığımız biraz 1984 romanının başlığına benzedi. Tabii bu sadece masum bir benzetme. Yoksa 1984 romanı bambaşka bir şey. George Orwell kitabı 1948 yılında yazdı. Orada distopik bir gelecek anlatıldı. Gelecekte ‘ana bilgisayarın’ yöneteceği karanlık bir diktatörlük ana temayı oluşturuyor.
Elbette gelecek asla bilinemez. Ancak insanlar gelecekle ilgili tahminler yürütür. Veya akademik manada gelecek bilimiyle ilgilenenler de vardır. Bunlara ‘fütürist’ denir ki günümüzde en önemli gelecek bilimciler arasında Japon kökenli New Yorklu profesör Michio Kaku bulunur.
Nedense gelecek genellikle distopya etrafında ele alınır. Gelecek hep kötü mü olmak zorundadır? Oysa dünya birçok konuda en konforlu dönemini yaşıyor. Veya şöyle de denilebilir mi: “İnsan karamsarlıktan besleniyor.” Kötücül olayların, haberlerin alıcısı çoktur. Eğer yeryüzünde bir oylama yapılsa, karamsarlar açık ara önde çıkar.
2023’ten önceki seneler Türkiye’de Cumhuriyetin 100. kuruluş yıldönümü 2023 sanki bir milat olarak görüldü. 2023’le ilgili türlü şehir efsaneleri uyduruldu. O tarih geldi çattı ve hiçbir şey olmadı. Ya da 2012 yılı Maya takvimine göre dünyanın sonu idi. 2012 filmi bile yapıldı. O gün 31 Aralık 2011’de kıyamet kopacaktı. İzmir Şirince’deki heyecanlı bekleyiş de sonuç vermedi.
80’li – 90’lı yıllara değin bilimkurgu denilebilecek, gelecek hakkındaki yazılı – görsel anlatılar ağırlıkla 2040 – 2050 yıllarını baz alırdı. Büyük, önemli gelişmelerin, sıçramaların tarihi o zaman aralığına dairdi. Ama internetin yaygınlaşması, ona paralel teknolojilerin hızla devreye girmesi ve yine ona paralel olarak yapay zekânın hızlı ve geometrik gelişimi, tüm tarihleri erkene çekti.
Şimdilerde bir 2032 tarihi dillendirilir oldu. Bu tarih birkaç açıdan bir milat olarak görülüyor. Sadece teknolojik açıdan değil sosyal, ekonomik, siyasi ve askeri açıdan bir dönüm noktası. Yani nedir? Birçok açıdan o tarihe kadar birçok şey gerçekleşecek ve dönüşecek.
Misal, 3. Dünya Savaşı o tarihe değin olup bitecek. Yapay zekâ, süper yapay zekâ konumuna ulaşarak ekonomiyi, sosyal, siyasal alanı domine edecek. Nakit para ortadan kalkacak, mülkiyetsizlik politikaları devreye girecek ve satın almak yerine kiralamak dönemi başlayacak. 20. yy anlayışları toptan ortadan kalkacak. 20. yy’ın siyasi, ekonomik ve askeri zihniyeti, tüm kurum ve kuruluşları ile tarihe gömülecek. İnsan daha fazla konfor sahibi fakat daha az özgürlük sahibi olacak.
Hayatın tüm evreleri kontrol altına alınacak. Suçlar azalacak. Üreme daha da düşecek. Başta riskli ve ağır işler olmak üzere, birçok iş robotlar ve otonom araçlar tarafından yapılacak. Hastalıklara çareler bulmak hızlanırken, yeni ve bilmediğimiz hastalık riskleri çıkacak.
Evet, görüldüğü gibi 2040 – 2050 tarihleri revize edildi ve 2032’ye çekildi birçok şey. Bunda önlenemez hızla gelişim gösteren süper zekâ başrol oynayacak. ABD bundan böyle, yapay zekâ adını süper zekâ olarak değiştirdi. Burada söz konusu çizgisel bir artış değil. Geometrik bir büyümeden söz ediliyor. Yani hızla, katlayarak büyüyen bir gelişimdir söz konusu olan.
Geometrik büyüme, büyümeden çok sıçramaya denk geliyor. Sıçramalar ise geleceği daha hızlı yakına çekiyor. Gelişmeler, dönüşüm hızlanıyor. 2032 sembolik değer taşıyor. Elbette her şey birebir aynı oranda değişmez ama bizlere genel istikamet hakkında güçlü veriler sunar.
2032 yılına değin büyük olaylar ve 3. Dünya Savaşı gerçekleşecek ve de dünya 21. yy moduna geçecek. Beş yıl kısa bir dönem mi? Unutmayalım günümüz 5 yılı, geçmişin 50 yılına denk gelen bir hıza sahiptir.