Ben İyi Kalpli Biriyim, Nasıl Kötü Olabilirim ki?

Ben iyi kalpliyim, ama neden bir sürü dertler acılar beni buluyor?

Bir defasında asil bir bilge hocaya şunu sordum: “Karmik ilişki gerçekten var mıdır? Eğer varsa, neden benim gibi böyle iyi yürekli bir kişi sürekli acı çekerken o kötü insanlar rahatça yaşayabiliyor? ”

Hoca merhamet dolu cevap verdi: “Karmik ilişki Buda Sakyamuni’nin bizzat anlattığı gerçek bir prensiptir, ve hakikaten vardır! Eğer bir kişinin içinde acı varsa, demek ki bu kişinin içinde mutlaka bu acıyla karşılıklı bir kötülük vardır. Eğer bir kişinin kalbinde hiçbir kötülük kalmadıysa o kişinin içinde de asla acı yoktur. Bu yüzden, sürekli acı çekiyorsan içinde hala kötülük olduğu anlamına gelir, ve tam olarak iyi bir kişi olamamışsın henüz. Ayrıca senin gözündeki ‘kötü insanlar’ belki de gerçek anlamda kötü değillerdir. Bir kişi eğer mutluca yaşıyabiliyorsa, en azından ona tam bir kötü insan diyemeyiz. ”

İkna olmadım: “Ama ben nasıl kötü insan olabilirim ki? Ben daima iyi yürekli bir kişi oldum bugüne kadar.”

Hoca: “Çektiğin acıları bir say bakalım, ben de sana içinde hangi kötülükleri barındırdığını söyleyeyim.”

“Çok fazla acım var benim! Bazen gelirimi çok düşük buluyorum, oturduğum ev de yeteri kadar geniş değil, çoğu zaman ‘hayatta kalma krizi’ni hissediyorum, bu yüzden ruh halim hiç mutlu değil ve en kısa zamanda şuanki durumumu değiştirmek istiyorum; toplum içinde bazı hiçbir şey okumamış bilgisiz insanlar bile varlıklı olabiliyorlar, bunu kabul edemiyorum; benim gibi böyle eğitimli insanlarsa her ay azıcık bir maaşla geçiniyor, bu gerçekten adil değil; ailem bazen benim tavsiyelerimi görmezden geliyor, bu beni rahatsız ediyor…… ” bu şekilde hocaya bir yığın dertlerimi anlattım.

Hoca yine merhametlice konuştu: “Şuanki gelirin kendini ve aileni geçindirmek için gayet yeterli, oturduğunuz bir eviniz de var, alanı küçük olmasına rağmen evsizler gibi sokaklarda yatmıyorsunuz, bunlar için acı çekmen gerekmez. Ama içinde paraya ve eve karşı açgözlü bir isteğin var, bu yüzden acı da var. Bu tür açgözlülük kötüdür, eğer bu kötülüğü içinden giderirsen bu kadar acı hissetmezsin.

“Toplumdaki eğitimsiz insanların zenginleşmiş olmalarını kabul edemiyorsun, başkalarının varlığı ve huzuru seninkini geçince mutsuz oluşun kıskançlığın ta kendisidir, kıskançlık çok büyük bir kötülüktür, mutlaka onu yok etmelisin! Kıskanlığın yerini başkaları için sevinç duygusu almalıdır!

“Kendini eğitimli bulduğun için yüksek gelir elde etmen gerektiğini düşünmen kibirliliktir, kibir de bir kötülüktür; ‘eğitimliler daha çok kazanmalı’ fikri aptalcadır, çünkü bilgi zenginliğin kaynağı değildir, geçmiş hayatta biriktirdiğin erdem bu hayatta zengin olmanın sebebidir. Aptallık da bir kötülüktür! Şöyle bir söz vardır: ‘Kibirli dağdan erdemli su doğmaz’, bir kişi kibirli olursa kendi eksikliğini görmez olur, bu nedenle kendi kalbindeki kötülüklerini görüp de düzeltemez. Bu yüzden kibirli insanlar ilerleyecekleri yola bizzat kendileri engel koyarlar. Bunun dışında kibirli insanlar çoğu zaman hayal kırıklığı ve aşağılık duygusu hissederler. Bir kişi ancak kendi iç dünyasından başlayarak geniş yürekli olmayı öğrendiği zaman ve alçakgönüllü olduğu zaman zengin ve huzurlu hisseder.”

“Ailen tavsiyelerini dinlemedikleri için rahatsızlık duyuyorsun, bu, hoşgörülükten yoksunluktur. Onlar senin ailen olmalarına rağmen kendi düşünce ve fikirleri vardır, neden  senin düşüncelerinle bir olmaları için zorluyorsun? Hoşgörüsüz olmak dar kalpliliktir, bu da kötüdür!”

Hoca konuşmasına devam eder: “Açgözlülük, kıskançlık, kibirlilik, aptallık, dar kalplilik, bunların hepsi birer kötülüktür. Kalbinde bu kötülükler yaşadığı için bu kötülüklere karşılıklı olarak verdikleri acıyı yaşarsın. Eğer içindeki bu kötü düşünceleri kökünden yok edebilirsen, çektiğin acılar da beraber yok olacaktır. Mutlu ve memnuniyet gözüyle gelirine ve evine bakmalısın! Açlıktan veya soğukluktan ölmen mümkün değil, o zengin insanlar da açlıktan veya soğukluktan ölmedikleri için hala hayattalar. Şunu görmelisin ki, mutluluk zenginliğe bağlı değildir, bizim hayata olan tavrımıza bağlıdır. İyimser, huzurlu ve çalışkan bir yaşam tavrıyla önceden var olan açgözlülüğün yerini aldığında gitgide kalbine mutluluk dolar. Buda prensiplerinin bilgeliğini sıkça çalışmalısın ve her şeyin karmik ilişkisi olduğunu anlamalısın, böylece düşüncelerin, hareketlerin ve sözlerin içinde seçim yapmayı öğrenirsin. Ancak böylece aydınlanmış ve huzurlu olabilirsin. Bu uçsuz bucaksız evren herşeyi içine dahil edebildiği için, toprak herşeyi üzerinde taşıyabildiği için tüm yaşamlar bu dünyada çeşitli halleriyle barınabiliyor!

“Bir insan bu dünyada yaşadığı sürece, başkalarının hareketlerini ve konuşmalarını gelişigüzel eleştirmemeli, kendi akrabası olsa bile onu hiçbir şeye zorlayamaz, herşey akışına bırakılmal! Her zaman iyi yürekle başkalarına yardım etmeli ancak açgözlü olmamalı veya herhangi birşey üstünde inat etmemeli. Eğer bir kişinin kalbi evren gibi tüm yaşamları içinde yaşatabilecek kadar enginse, bu kişi neden acı çeksin ki? ”

Hocanın bu sözlerini dinleyince bir süredir sessiz kaldım, gözyaşlarım gözlerimden akıverdi. Kendimi bugüne kadar hep çok iyi kalpli biri sanıyordum, ama bugün kendimi aslında ne kadar kötü olduğumu anladım! İçimde çeşitli kötülük olduğu için çeşitli acılar çekiyordum. Eğer kalbim temiz olsaydı nasıl acı çekerdim ki?

22 Ekim 2010, Cuma

A Korea Blogcu

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.