Doğuştan Engelli Ayberk’in Mersin’deki Dramı

ayberk-mersin
Fot: G. Hakan Koçman / Epoch Times TR

Her şey Ayberk’in 2006 yılında 5,5 aylık erken doğumu ile başlar.  1 haftalıkken  küvezde verilen aşırı oksijen yüzünden beyin kanaması geçirir.  1 yaşında beynindeki kistler için yapılan ameliyat sırasında verilen narkoz yüzünden ise tekrar beyin kanaması geçirir. Doğumundan hemen sonraki tedaviler ve beyin ameliyatlarından sonra Ayberk’in doktoru ailesine onun sereberal palsi hastası olduğunu ve engelli bir çocuk olarak yatalak kalacağını ve buna alışmaları gerektiğini söyler. Funda Demir o dönemde çalışmaktadır ve oğlu için bakıcı tutar. Fakat yaşadıkları bazı olaylar sonucunda 19 yıllık memuriyetinden istifa eder.  Yakın bir zamanda ölecek diye baktıkları Ayberk annesinin bakımı ile 6 ayda kendini toparlar. 5 aylık dünyaya geldiği için yüz şekli bile tam anlamıyla oluşmamış bir çocuktur. Elleri ördek ayakları gibi yapışıktır. Doktorlar  Ayberk’in yaşamayacağını söylemektedirler.

2010 yılında Başbakan’ın talimatıyla yayınlanan genelge ile engellilere engelli ve bakım maaşı bağlanacağı duyuruldu.  Funda Demir başvurduğu üç aylık engelli maaşını alır  fakat bakım maaşı, o zaman Ayberk’in %52  olan engelli raporunda ağır engelli olarak gözükmediği için bağlanmaz.  Daha sonra Ayberk’in geçirdiği bir epilepsi krizinin ardından tekrar heyete girince Ayberk’e %84 ağır engelli raporu verilir  ve Funda Demir bu rapor ile tekrar bakım maaşına başvurur.

ÖNCE YANLIŞLIK

Funda Demir’in 09.11.2010 tarihinde yaptığı ilk müracaatından sonra 8 ay sonunda eve hiç kimse gelmez.  8 ay sonra tekrar gittiğinde ve kendisi ile ilgilenilmesini istediğinde Aile Danışma Merkezi Müdürü  kendisi ile ilgileneceklerini söyler.

11.05.2011 tarihinde ilk seferde Funda Hanım’ın evine 3 adet kaymakamlık görevlisi gelir.  Üçü de bayandır ve bayanlardan iki tanesi de henüz görevini öğrenmektedir.  Bu üç bayan görevlinin  ziyareti sırasındaki bir yanlış anlaşmadan dolayı Funda Demir’in diğer sağlam çocuğu Berkay’ı, Ayberk sandıkları için Funda Demir’e  bakım maaşı için olumsuz rapor verirler.  Funda Demir’in  Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünü sağlam oğlu Berkay ile konu ile ilgili ziyareti sırasında bu yanlış anlaşılma ortaya çıkar. 30.06.2011 tarihli ve 6641 sayılı dilekçe ile  Funda Demir tekrar başvuruda bulunur  ve Funda Demir’e  tekrar görevlilerin kendilerini ziyaret edeceği söylenir..

RÜŞVET TALEBİ VE KORKUNÇ DARB

Bu olayın ardından 07.07.2011 tarihinde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde üç görevli eve gelir. Normalde kontrollerde bir fizik tedavi doktoru ve hemşire bulunması gerekirken sadece Sosyal Hizmet görevlileri ve kadın bir ebe hemşire gelir. Bu  kadın hemşire Funda Demir ile baş başa görüşürken  ailevi durumlarını öğrenmek için sorduğu soruların ardından Funda Demir’den kendilerine bir şey verip veremeyeceğini sorar. Soruyu anlamayan Funda Demir’e tekrar üç kişi olduklarını ve kendilerine birer maaş ödeme yapabilirlerse maaşı bağlatabileceklerini söyler.

Funda Hanım da çocuğunun raporunun zaten yüksek olduğunu ve bu bakım maaşına hak kazandığını bu yüzden de kendilerine bir şey ödemeyeceklerini söyler.  Diğer görevliler içeri girince, hemşire görevli diğer görevlilere  Funda Demir’in kendilerine bir şey ödemeyi kabul etmediğini söyler.  Görevlilerden biri  ise, ömür boyu alacağı bir maaş için bu ödemeyi yapmayı kabul etmezse, hiçbir şey alamayacağını söyleyince aralarında tartışma başlar.

Bu olayların ardından hemşire görevli, bu sırada Funda Hanım’a yan odaya geçmesini ve çocuğunu kontrol edeceklerini söyler.  Yan odadan biraz sonra Ayberk’in bağrışlarını duyan Funda Hanım içeriye girdiğine görevli hemşirenin Ayberk’in kollarına vurduğunu görür.   Funda Demir de görevliye felçli bir çocuğa neden vurduğunu sorunca ve kendilerini şikayet edeceğini söylediğinde yine aynı erkek görevli dediklerimizi yapmazsan daha bizden çok şeyler görürsün diyerek o sırada başı sargılı olan ve kist anjiyosu geçirmiş olan Ayberk’i yere savurur  ve yerde sürükler. Başından darbe alan ve o sırada yeni ameliyatlı olan Ayberk epilepsi krizi geçirir ve Funda Demir bağırarak görevlileri evden kovar. Funda Demir olanlar itibariyle kendilerini şikayet edeceğini tekrarladığında,   görevli hemşire  Funda Demir’e ceza vereceklerini ve ömür boyu bu maaşı göremeyeceklerini söyler ve ardından evden ayrılılar. Bu sırada bağrışmaları duyan komşular kapıya kadar gelir ve bazı olaylara şahit olurlar.

Onların ayrılmasının ardından Funda Demir, Ayberk’i alıp devlet hastanesine gider ve muayene ettirir.   Ayberk’i acile alıp serum takarlar  ve ağlayan Ayberk’e nasıl bu hale geldiğini sorarlar.  Ayberk eve gelen görevlilerin bunu kendisine yaptığını söyler  ve Funda Hanım da olanları anlatınca hastane görevlileri polisleri çağırarak tutanak tuttururlar ve bu tutanaklar karakola sevk edilir.   Karakolda bu tutanakları mahkemeye sevk eder.   Bu sırada Ayberk’in beyninde patlayan kabarcıklar yüzünden kanamaları da artar ve 48 gün yoğun bakımda kalır.

OLAY KAPATILMAK İSTENİYOR

Ayberk’in bu olay sonucunda engeli %84’den %96’ya çıkar. Bu durum devlet hastanesinin 25.07.2011 tarihli raporu ile onaylanır.  Olay sonucu beynindeki baloncuk patlayınca, beyin kanaması sonucu bu hale gelmiştir. Funda Demir de olayları takip etmesi için tanıdığı  bir bayan avukattan yardım ister. Bu üç kişi emniyete götürülür. 2 gün karakolda kalıp ifade verirler. Fakat bu soruşturma bir anda takipsizliğe uğrar.

Bu takipsizlik kararının ardından Ayberk hastanedeyken Funda Demir 27.07.2011 tarihli dilekçesi ile tekrar savcılığa başvurur ve şikayette bulunur.  Doktor raporu da olunca, savcılık şikayeti kabul eder.  ve soruşturma başlatır. Funda Hanım, Ayberk ile beraber adliyeye ifade vermeye gittiğinde adli tıp doktoru, raporlar ve Ayberk ile Funda Demir’in anlattıkları doğrultusunda bu kişilerin tutuklanmasını talep eder ve tekrar 18 yıl hapis istemi ile dava açılır.

Bu olaylar yaşanırken 18.07. 2011  tarihinde   Sosyal Hizmetler İl Müdürülüğünden Funda Demir’e  Ayberk’in bakım maaşı kriterlerini karşılamadığı ve bu maaşı hak etmediği ile ilgili yazı gelir. Funda Demir bu itiraza Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne yaptığı 28.07.2011 tarihli  8055 sayılı dilekçesi ve eki ile itirazda bulunur.

Bu arada Funda Demir’e  İl Sağlık Müdürlüğü’nden bir mektup gelir.  Funda Demir  İl Sağlık Müdürlüğüne gittiğinde kendisine daha önceden verilen  biri Ayberk’in engellilik durumunu gösteren %84 oranındaki ve diğeri de fizik tedavi için verilen%24 oranındaki raporların delil olarak gösterilerek tekrar  kendisinden bir rapor istenildiği söylenir.  Bunun üzerine Funda Demir İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne giderek  kendisinden nasıl bu raporun talep edildiğini sorar. Dönemim Sosyal Hizmetler İl Müdürü Bulut bunu kendisinin istemediğini söyleyince Funda Demir  İl Sağlık Müdürlüğünde eline geçen ve müdürün imzası bulunan talep dilekçesini gösterir.

Bu arada konu ile ilgili üst düzey bir valilik görevlisi Funda Demir’i  yanına çağırtır  ve ondan soruşturmadan vaz geçmesini ister.  Funda Demir’in  ifadesine göre kendisini baskı ile soruşturmadan vazgeçirmeye çalışır. Bu olayın sonunda   Funda Demir söz konusu kişi  hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunur.  Bütün bu olayların ardından başsavcılık bir anda her  iki soruşturma için takipsizlik kararı verir ve daha sonra bu soruşturmaların dosyaları da ortadan kaybolur.

Daha sonra Funda Hanım Vali Hasan Basri Güzeloğlu’na durumu anlatan bir mektup yazar.   Bu mektubun üzerine  aynı valilik görevlisi  Funda Demir’i makamına çağırtır ama Funda Demir  bu talebi karşılıksız bırakır.

HAKARETE UĞRAYAN ANNE BAKANLIĞA BAŞVURUYOR

Olanlar üzerine darp edilmiş  bir engelli çocuk annesi ve hakarete uğramış bir anne olarak Funda Demir Ankara’ya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Özürlüler İdaresi Bakanlığında Rehabilitasyon ve Eğitimi Dairesine gider  ve orada Daire Başkanı ile görüşür. Oraya bir dilekçe ile başvuruda bulunur ve daire başkanından  aldığı cevap ise ne olursa olsun, bu soruşturmanın tekrar açılacağı olur.    

Soruşturma Çocuk Esirgeme Kurumunun binasında yapılır.  Soruşturma sırasında avukatın bulunmasını  istemezler.   Avukatta savcılığa başvurmak için harekete geçer.  Avukat soruşturma dışına itilmesini sağlamaya çalıştıklarına dair tutanak tutar ve Funda Demir de tutanağı  şahit olarak imzalar.  Avukat soruşturmayı yürüten kişiye kim olduğunu sorduğunda kendisinin görevli bir müfettiş  olduğunu söyler. Fakat yapılan araştırmada kendisinin Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde görevli bir memur olduğu ortaya çıkar. Ayrıca Funda Demir’in  eşi de, şahit olmasına rağmen kurum binasının dışına çıkartılır.

Funda Demir aynı gece Ankara’ya tekrar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına uğradığı muameleye anlatmaya gider. Özürlü Bakım İşleri Daire Başkanı ile görüşür ve konu dilekçesi Mersin Valiliğine gönderilerek bilgi istenir. Orada Müsteşar ile görüşmek üzere harekete geçer  ve Bakanlıkta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile konuşma fırsatı yakalar.  Fatma Şahin Funda Demir’i bir müsteşar ile görüştürür.  Funda Demir  bu sırada dilekçe ile Bakanlıktan soruşturma açılması talebinde bulunur.

MERSİN’E BAKANLIK MÜFETTİŞİ GELİYOR

Bu talebin üzerine bakanlık Mersin’e müfettiş yollar. Funda Demir’e herhangi bir çağrı talebi gelmez  fakat Funda Demir bakanlık müfettişinin Mersin’e geldiğini öğrenir. Bakanlık müfettişi ile görüşmek için Sosyal Hizmetler İl Müdürülüğüne gider fakat  müfettiş ile görüştürülmez.  Bunun üzerine tekrar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı müsteşarı ile görüşmek için Ankara’ya gider.  Müsteşar oradan müfettişe telefon açıp  görüşür.  Bunun üzerine Funda Demir Mersin’e döner ve müfettiş ile görüşmek için Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne gider. Funda Demir  odada beklerken soruşturmaya konu görevli hemşire içeriye girer.  Funda Demir’in ifadesiyle  Funda Demir’e kendisinin orada ne işi olduğunu ve kendisini neden şikayet ettiğini sorar. Funda Demir de  “Sen peki nasıl felçli bir çocuğa vurup benden rüşvet istersin” diye cevap verince ona küfür ederek odadan kovar.  Daha sonra görevli hemşire  dışarı çıkar  ve Funda Demir’in eşi Murat Demir’in orada oturduğunu fark etmeden “Keşke çocuğunu öldürseydim” ifadesinde bulunur ve bu seferde  Funda Demir’in eşi bağırmaya başlayınca olaylar büyür  ve Hem Murat Demir hem de Funda Demir  bina dışına çıkarılır ve  müfettiş ile görüştürülmezler.

Aynı gece Funda Demir  tekrar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na müsteşar ile görüşmeye gider.   Müsteşar’da seni nasıl müfettiş ile görüştürmezler diyerek müfettişe telefon açar  ve bir gün sonra Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde Funda Demir ile görüşmesini söyler.

Bürgün sonra Funda Demir Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasına giderek müsteşarlık müfettişi ile görüşür.  Müfettiş ile Funda Demir içeri girdiklerinde kurum müdürü de  içeri girer. Ardından müfettiş müdürü odadan dışarı çıkarır  ve Funda Demir’i dinler.  Müfettişe Funda Demir’in  talebinin ret edilmesinin sebebinin iki adet rapor olduğu söylenmiştir. Müfettiş önüne rehabilitasyon için alınan %28’lik raporu ve %84’lük heyet raporunu koyar  ve Funda Demir’in ifadesi ile müfettiş %28’lik raporun geçersiz olduğunu ve bu olayda sadece rehabilitasyon amaçlı  verildiğinden dikkate alınmaması gerektiğini söyledikten sonra kendisine hak verir. Soruşturma odada bu şekilde sonuçlanmasına rağmen tekrar bir sonuç alınamaz.

Funda Demir bu olayların ardından 17.10.2011 tarihinde BİMER ve  24 .10.2011 tarihli dilekçe ile  Funda Demir mahkemeye başvurur. 09.01.2012  tarihinde BİMER için  ifadesi alınır fakat bu iki başvuruda sonuçsuz kalır.

BAŞBAKAN’IN TALİMATI BİLE YETERLİ GELMİYOR

Başbakan Erdoğan’ın o tarihlerde Mersin’e gelişinde, Funda Demir bu olayları basına anlatmış ve basında yer almıştır. Başbakanın geleceği spor salonu önünde etrafını  gazeteciler  sarınca Başbakan müsteşarlarından biri yanına gelerek  kim olduğunu sorar. Funda Demir’in yanında Ayberk de vardır. Funda Demir kim olduğunu anlatınca Başbakana konu hakkında bilgi ulaştırılır. Bu olayın ardından hemen  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin Funda Demir’i arar ve Başbakan Erdoğan’ın Funda Demir’in durumu ile ilgilenmesi için talimat verdiği anlaşılır. Tam Fatma Şahin ile konuşurken yeni Sosyal Hizmetler İl Müdürü  yanındadır ve telefonu elinden alır.  Funda Demir bakanla konuşamaz. İl müdürü daha sonra Funda Hanım ile  konuşmasında eskileri kapatmasını ister.

Daha sonra il müdürü, Ayberk’in babası ile yaşadığı karşılaşmada Funda Hanım ve Ayberk’i sorar.  Ayberk’in babası Murat Demir, bakım maaşının ne olacağını sorması üzerine, Önal  Bey, Funda Demir ile   Sosyal Hizmetler Müdürlüğü çalışanları arasındaki husumeti ifade ederek bunu yapamadıklarını ve kendisinin de bu durumun kendinden önceki dönemde meydana geldiği için müdahalede bulunamadığını söyler.

Bu süre boyunca Funda Demir  birçok kere basında yer alır. Oradan olayları anlatır,  Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin hakkında kendisiyle yeterince ilgilenilmediği ile ilgili  beyanatlarda bulunur.

İSİMLER

Ak Parti İl Başkanı Mekin Merter Salt  bilgi almak için Funda Demir’i yanına çağırı. Funda Demir durumu şöyle anlatıyor: “Ben görevli Kaniye Kasımlarlı’nın  ismini söyleyince il başkanı; “Ben nereden bileyim Kaniye Hanım’ın yaptığını” dedi. Kaniye Kasımlarlı ile ilgili başka dosyaların da varlığı biliniyor. Pek çok yolsuzlukla ilgili dosyaları var. Haksız maaş bağladığı ile ilgili. Bana bu olaylar olurken Çiğdem Göllü ve Kaniye Kasımlarlı  bizim dokunulmazlıklarımız var demişti. Eşim de bunu duydu. Bunun nereden olduğunu sorduğumda söylemeyeceklerini söylediler. Ben artık bunun böyle olduğuna inanıyorum.”

Maalesef diyor Funda Hanım;  “Benim devletim bir engelli çocuğa  sahip çıkamadı. Biz kimsesiz olduğumuz için ve parasız insanlar olduğumuz için üste çıkamadık.  Buradan Başbakan’a sesleniyorum; engellilere sahip çıksın. Ayberk hep ben öldükten sonra mı bana bakım maaşı bağlayacaklar diyor. Ölmeden önce Başbakanımdan helallik istiyorum diyor.  Ufacık çocuk bunları düşünüyor ama koskoca devlet bir engelli çocuğa sahip çıkamıyor. Yazıklar olsun.”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.