Fransa Hükümeti Krizde: Macron Lecornu’yu Yeniden Atadı

Fransa hükümeti Macron liderliğinde ekonomik kriz ve siyasi krizle mücadele ediyor.  Macron, Ağustos 2024’te. (Fotoğraf: Wikimedia)
Fransa hükümeti Macron liderliğinde ekonomik kriz ve siyasi krizle mücadele ediyor. Macron, Ağustos 2024’te. (Fotoğraf: Wikimedia)

Fransa, siyasi ve ekonomik bir krizin ortasında yeni bir hükümetle yönünü belirlemeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 6 Ekim’de istifa eden Sébastien Lecornu’yu, 10 Ekim’de yeniden Başbakan olarak atadı.

Lecornu, 9 Eylül’de göreve gelmiş, ancak sadece 27 gün sonra istifa etmişti. Macron, yaşanan kriz sonrası onu tekrar göreve çağırınca Lecornu, 12 Ekim’de yeni kabineyi kurdu.

Yeni kabine, siyasi deneyimi olan isimleri ve siyasetten bağımsız kişileri bir araya getiriyor. Savunma Bakanlığı görevine Catherine Vautrin, İçişleri Bakanlığına Laurent Nuñez getirildi. Paris güvenliğinden sorumlu olan Nuñez, 2024 Olimpiyatları’nın güvenliğini de yönetmişti.

Macron, Maliye Bakanlığı görevine Roland Lescure’ü atadı. Ardından Lescure, bütçe taslağını hazırlamaya başladı. Öte yandan, Jean-Noël Barrot Dışişleri Bakanı olarak görevine devam etti. Barrot atamanın hemen ardından, Macron’la birlikte 13 Ekim’de Mısır’da düzenlenen Gazze ateşkesi törenine katıldı.

Ancak Macron’un partisi mecliste çoğunluğu kaybettiği için, kabine değişikliği siyasi krizi durdurmaya yetmedi. Bu nedenle her yasa için diğer partilerin desteği gerekiyor. Meclisteki dengesizlik hükümetin geleceğini tehdit ediyor.

13 Ekim’de sağ ve sol partiler birlikte güven oylaması talebinde bulundu. Hükümetin ayakta kalması için Sosyalist Parti’nin desteği kritik hâle geldi. Ancak sosyalistler destek için bazı koşullar öne sürdü. Sosyalist Parti, emeklilik reformunun iptalini ve servet vergisinin getirilmesini talep ediyor. Buna karşılık, sağ partiler bu taleplere kesinlikle karşı çıkıyor. Hükümet bu çıkmazı aşmakta zorlanıyor.

Siyasi Kumarda Büyük Kayıp

Macron’un içinde bulunduğu çıkmaz, Haziran 2024’te daha güçlü bir el kazanma umuduyla attığı adıma dayanıyor. Macron Fransız Parlamentosu’nun alt meclisi olan Ulusal Meclis’i feshetme kararı aldı ancak bu kararla birlikte, koalisyonu oluşturan “Ensemble” tam 86 sandalye kaybetti. Sonuç olarak, yeni meclis dengeleri tamamen değişti ve sol ittifak “Nouveau Front Populaire” meclisteki en büyük grup haline geldi.

Aynı zamanda, aşırı sağcı Ulusal Birlik de ciddi oranda oyunu artırdı. Bu süreçte, parti lideri Jordan Bardella dikkatleri üzerine çekti. Son olarak, Marine Le Pen erken seçim çağrısıyla siyasi baskıyı artırdı.

Özellikle emeklilik reformu, halkla hükümet arasındaki krizin başlıca nedeni oldu. Hükümet, bu reformu 2023’te meclisten oylama yapmadan geçirdi. Bunun üzerine halk, karara büyük protestolarla tepki göstererek Eyfel Kulesi’ni kapattı. Bununla birlikte, sendikalar üç gün süren grevlerle ülkeyi neredeyse durma noktasına getirdi. Sonuç olarak, hükümet halk desteğini hızla kaybetti.

Üstelik ekonomik göstergeler de olumsuz sinyaller veriyor. Fransa’nın, kamu borcunu hızla artarken, piyasalar hükümetin istikrar sağlayamamasından ciddi endişe duyuyor. Bu nedenle Avrupa Birliği ve yatırımcılar süreci yakından takip ediyor.

Macron’un görev süresi 2027’ye kadar devam edecek. Ancak siyasi baskılar ve meclis dengesi, ülkenin siyasi geleceğini tehdit ediyor. Fransa, yeni bir erken seçimle karşı karşıya kalabilir.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.