Her Şey Mümkün Devri

“Bir şeyin olasılıklı olma ihtimali, olasılıksız olma ihtimaline denktir”

Komplo teorisyenlerine yıllarca haksızlık etmişiz. Adamların dedikleri tek tek çıkıyor. Günümüz, gücü gücü yetene dönemidir. Hiçbir ahlaki, insani, hukuki süreç geçerli değildir. Bundan böyle olacak veya olabilecek hiçbir şey beni şaşırtmaz!

Yazımızın başında tüm Şii aleminin başı sağ olsun demek istiyorum. En çok korunması gereken dini ve devlet lideri Ali Hamaney daha ilk saldırıda öldürüldü. Ölüm adeta göstere göstere geldi. Burada büyük bir zafiyet olduğunu düşünüyorum. Neden, nasıl, ne şekilde öldürüldüğü ayrı ve uzun tartışma konusudur. İran, ABD-İsrail savaşı, diğer milletler için tüm yönleriyle acı ve ibretliktir.

İnsanlık tarihi geçmişten günümüze çeşitli evrelere ayrılır ve adlandırılır… İlk çağ, orta çağ diye ilerler. Günümüz için de bilgi çağı, dijital çağ deniyordu ki bunun yerine artık kaba kuvvet çağı dememiz gerekecek galiba.

Aslında mevzu çok uzun ve derin. Nedenleri, niçinleri sürekli konuşuluyor. Ondan dolayı, bundan, şundan dolayı… Fakat bugün öncelik bunlarda değil. Bugünkü önceliğimiz bu orantısız savaşın yayılmasını önlemek ve bitirilmesini sağlamaktır.

Sonrasında ise bundan dersler çıkartılması gerekiyor. Bölge ülkeleri ve bilhassa Türkiye, bundan ne gibi sonuçlar, dersler çıkartacaktır? Türkiye’nin diplomasi gücü biliniyor. Bu gücün savaşın yayılmasını önlemek için kullanılması gerekiyor. Savaşı bir an evvel durdurmak Türkiye’nin önceliği olmalıdır.

Hele hele buna siyasi, mezhepsel gözlükle hiç yaklaşmamak, insani odaklı bakmaktır ki kayıplar genellikle mazlumlar tarafında yaşanıyor. Emperyalizm kendinden bekleneni her daim verdi, hiç şaşırtmadı. Krize girdiği anlarda, rahatı tehlikeye düştüğünde, kimsenin gözünün yaşına bakmadı. Bu hususta her türlü enstrümanı kullandı. Bugün yaşananlar yine aynıdır.

Ulusların egemenliği ve geleceği tehlike altındadır. Bundan böyle gücü, imkânı bulunmayan her ülke tehlike altındadır. ‘Komplo teorisidir itibar etmeyiniz’ denilen ne varsa mümkün olabilmektedir. Pandoranın kutusu açılmıştır.

İran, dünyadan cılız kınamalar dışında destek görmemektedir. Ortada orantısız bir savaş vardır. İran’ın içinde bulunduğu durum sadece beceriksizlik ya da yolsuzlukla açıklanamaz. Ambargo altında yaşamanın da bir sonucudur mevcut durum. Ambargo, dayanılacak seviyeleri yıllardır aşmıştır.

Savaşın bitirilmesi, başlaması kadar kolay değildir. Yayılma tehlikesi ve öngörülemez hadiselere yol açması beklenmelidir ki yaşananlar bu ihtimali beslemektedir.

Elbette gelinen durumda suçlamak en kolayıdır. Sorumluluğu atmak, inisiyatif alamamak yaygın davranış kalıplarıdır. Ama aslolan senin ne yaptığın, hangi pozisyonu aldığındır. İnsani, vicdani duruş önceliklidir.

Savaş, her iki cephe için de bir varlık yokluk meselesidir. Yenilen taraf tasfiye olacaktır. İran’ın yenilgisi rejim değişikliğiyle sonuçlanır. ABD’nin, İsrail’in alacağı ağır kayıplar da mevcut başkanların koltuğuna mal olur.

İran’ın büyük kayıplar verdirtecek olması ve savaşı tırmandırma ihtimali, karşı tarafın taktik nükleer silah kullanımına kadar gidebilecektir. Bu hususun da ciddiyetle değerlendirilmesi gerekir. Kontrolden çıkacak savaş, kimsenin menfaatine değildir. Keşke en başta İstanbul barış görüşmelerine bir fırsat tanınsaydı. Diplomasi de güvenirliğini kaybetmiştir ayrıca.

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.