İnsan Hakları Savaşçısı Dr. Martin Luther King

Martin Luther King, 15 Ocak 1929‘da Amerika Birleşik Devletleri‘nin Georgia eyaletinin en büyük şehri olan Atlanta’da dünyaya geldi. Dedesi Ebenezer Baptist Kilisesi’nde 1914 ile 1931 yılları arasında başrahiplik yapmıştı. Bu yüzden kendisi de Baptist bir rahipti.

Martin Luther King, ilkokula Atlanta’da gitti. Liseyi bitirdiğinde henüz 15 yaşında idi. Daha üniversite yıllarındayken siyahi gruplara katılarak aktif olarak faaliyet gösterdi. Burada yurttaş hakları lideri Benjamin Mays ile tanıştı onun fikirlerinden etkilendi. Üniversitede 3 yıl ilahiyat okuduktan sonra 1951 yılında Pennsylvania’da bulunan Crozer İlahiyat Seminerleri’ne katıldı buradan birincilikle mezun oldu. Ardından Boston Üniversitesi’nde Sistamatik Teoloji alanında yüksek lisans yaptı. Boston’da bulunduğu dönem Coretta Scott ile tanıştı ve kısa bir süre sonra onunla evlendi. Bir süre sonra Coretta’dan iki kız ve iki erkek çocuğu oldu.

1954 yılında, Montogomery’deki Dexter Avenue Baptist Kilisesi’ne rahip olarak çağırıldı. 1 Aralık1955‘te Rosa Parks adlı bir siyahi bayan, Jim Crow Yasaları gereği yerini bir beyaz vatandaşa vermemesi nedeniyle tutuklandı. King, bunun üzerine Montogomery Otobüs Boykotunu düzenledi. Bu boykot bir yıldan uzun sürdü ve Martin Luther King’in dikkatleri üstüne çekmesine neden oldu. Bu boykot nedeniyle tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin eyaletlerarası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığının sona ermesine kadar sürdü.

Bu olay siyahi kiliselerin birleşmesi ve güç birliği yapmasında etkili oldu. Yurttaş hakları reformu için çalışmalar başlatılması ve 1957 yılında Güney Hıristiyan Liderlik Konferansı‘nın kurulmasında önemli rol oynadı. Mahatma Gandhi‘yi kendine örnek alan Martin Luther King, insan hakları ve siyahlar ile beyazlar arasında eşitliğin en büyük savunucularından biri oldu.

1961 yılında, Amerikan gizli servisi FBI tarafından dinlenmeye ve takip eldilmeye başlandı. Oluşturduğu insan hakları hareketine komünizmin karışmasından endişe duyuluyordu. Telefonlarının dinlenmesi sonucunda ulaşılan bilgiler, King’in başlattığı bu harekette liderliği bırakması için baskı aracı olarak kullanıldı.

Martin Luther King, şiddete dayanmayan gösterilerin düzenlenmesinde etkili oldu. Jim Crow Yasalarınca güneydeki ırk ayrımcılığının son bulması için çalışmalrını sürdümeye devam etti. Bu protestoların medyanın da ilgisini çekmesiyle istenilen etki oluştu. Televizyonda ve gazetede yayınlanan yazılarıyla birçok kişi King’e destek verdi. Martin Luther King’in başlattığı yurttaş hakları hareketi 1960’lı yıllarda Amerika’nın en önemli gündem maddesini oluşturdu.

Martin Luther King’in 1963 yılında “İş ve Özgürlük İçin Washington’a Yürüyüş” adlı bir etkinlik düzenledi. Başlangıçta o dönem ABD başkanı olan John F. Kennedy, bu yürüyüşe karşı çıkmıştı. Ray Wilkins, Whitney Young Jr., Philip Randalph, John Lewis ve James Farmer‘ın oluşturduğu yürüyüş komitesinin lideri konumunda olan Martin Luther King, daha sonra amacından sapmasından korktuğu için yürüyüşü iptal etmek istediyse de, diğer komite üyeleri bunu reddettiler.

Washington’a yapılacak olan bu yürüyüşte, Amerika’nın güneyinde yaşayan siyahi vatandaşların istek ve şikayetleri dinlenecek ve yürüyüşün son noktası olan ABD’nin başkenti Washington’da bunlar, yapılacak bir konuşma ile hükümete bildirilecekti. Fakat başkanın tepkisinden çekinildiği için şiddetten uzak ve pasif bir tutum izlendi. Devlet okullarında eşit bir eğitim, eşit yurttaş hakları, iş yerlerinde ırksal ayrımın kaldırılması, eylemcilerin polis şiddetinden korunması ve siyahların oy hakları gibi konuşarın işlendiği bu yürüyüşe, siyahi hakları savunucularından Malcolm X, istenilen tüm hakları kapsamamasından ve yeterli bulmamasından dolayı, “Washington’da saçmalık” olarak isimlendirmişti.

Yürüyüşe farklı etnik gruplardan toplam 250.000 kişi katıldı. Washington tarihindeki en kalabalık yürüyüş oldu. Martin Luther King’in Lincoln Anıtı önünde yaptığı “I have a dream” (Bir hayalim var) adlı konuşma Amerikan tarihinin en iyi ve önemli konuşmalarından biri olarak kabul edildi. Bütün bu eylemler ve çalışmalar sonucunda 1964 yılında Yurttaş Hakları Kanunu (Civil Rights Acy of 1964) ile 1965 yılında Oy Hakkı Kanunu ( Voting Rights Act of 1965), Amerikan Anayasası’na girdi.

Martin Luther King, bu yürüyüş ve insan hakları konusunda yaptığı çalışmalarda, ırksal önyargıyı kırmakta başarılı olduğu ve şiddet içermeyen tutumu nedeniyle 1964 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi oldu. Böylece Nobel Ödülleri tarihinde en genç yaşta bu ödülü almış kişi olmayı başardı.

Martin Luther King, yaptığı konuşmalarda birçok kez Amerikan halkının, siyahi vatandaşlara uyguladığı maddi ve manevi baskıdan dolayı tazminat ödemek zorunda olduğunu söylemiştir. 1964 yılında bu konuda yazdığı “Neden Bekleyemeyiz” adlı kitabında kölelik nedeniyle siyahi vatandaşların alamadığı maaşlarının tazminatı olarak 50 milyar dolatın bir tazminat programı içerisinde 10 yıl gibi bir sürede siyahlara dağıtılması gerektiğini söylemiştir.

1966 yılında Amerika’nın güneyinde elde edilen başarılardan sonra, Yurttaş hakları eylemcileri ve Martin Luther King, hareketi Kuzey’e yaymak için uğraştılar. Ancak bu bölgede yürüyüşler daha şiddetli bir şekilde bastırılmaya çalışıldı. King, olayın daha da büyümemesi için yürüyüşleri durdurdu. Şehrin yöneticileri King ile anlaşma sağlayamamaışlardı. Bunun üzerine tekrar güneye dönen Martin Luther King ve arkadaşları, Jesse Jackson adında bir genci örgütün başına getirdiler ve A&p Stores adlı bir şirketin siyahları işe alamamasına karşı büyük bir boykot düzenlenmesini sağladılar.

Bu boykotlar o kadar başarılı oldu ki, medya bile King’in tarafında yer almaya başladı. Örgütün başına getirilen Jesse Jackson, daha sonra “Opreration Breadbasket” adında ilk siyah EXPO’sunu kurdu. Siyahların kurduğu iş yerleri destekleyen ve teşvik eden bu kurum, Johnson Publishing, Parker House Sausage, Seaway National Bank gibi işyerlerinin kurulmasına yardımcı oldu.

Bu sırada Amerika Birleşik Devletleri, Vietnam ile savaşa girmişti. 4 Nisan 1967‘de Newyork City Riverside Kilisesi’nde, “Vietnamın Ötesi: Sessizliği Kırmanın Zamanı” (Beyond Vietnam: A Time to Break Silence) adlı konuşmasını yaptı. Konuşmada Vietnam ile olan bu savaşı “Hiç adil değil” olarak yorumlaması yüzünden halkın ve medyanın tepkisini aldı.

Martin Luther King, güneyli “segregationists”ler tarafından izlenmekteydi. Medyanın King’in aleyhinde yazılar yazması güneyli ırkçıların daha da galeyana getirdi. Geleneksel Kapitalizme olan tepkisi yüzünden yalnız bırakılan King, 3 Nisan 1968‘de Mason Temple’da “Mountaintop’a Gittim” adlı son konuşmasını yaptı. Ardından ertesi gün 4 Nisan 1968 günü Memphis’te kaldığı Lorraine Motel’in balkonunda uğradığı silahlı suikast sonucu öldürüldü. Ölümünden sonra ABD başkanı Lyndon B. Johnson, ulusal yas ilan etti. Cenazesine 300.000 kişi katıldı.

Martin Luther King’in öldürülmesiyle ilgili soruşturmalar sonucunda suikasti gerçekleştiren James Earl Ray, İngiltere’de havaalanından çıkış yapmaya çalışırken yakalandı. ABD’ya teslim edilen Ray, suçunu itiraf etmesi üzerine 99 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

1964 yılında Nobel Barış Ödülü‘nü alan Martin Luther King, bunun yanında, 1965 yılında Amerikan Yahudileri Komitesi tarafından ve 1966 yılında Jamaika Hükümeti tarafından onur ödülü aldı. 1977 yılında ölümünden sonra ABD başkanı Jimmy Carter tarafından “Özgürlük Ödülü Madalyası“na layik görüldü. Bu tarihten sonra birçok şehir caddelerine ismini verdi ve Ocak ayının üçüncü pazartesi “Ulusal Martin Luther King Günü” ilan edildi. “The Time” dergisinin “100 yılın en önemli kişileri” listesinde 6. sırada olan King, yaklaşık 20 kadar üniversiteden “onursal derece” ve “fahri doktor” ünvanı aldı

kaynak: biyografi.info

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.