
İran’daki protestolarda, 18 Ocak 2026 itibarıyla ölü sayısı 3,900’ü geçti. Bir ay bile dolmadan, eylemler büyük bir kitlesel harekete dönüştü. Protestocular, ülkenin ağır ekonomik durumu ve yüksek enflasyona karşı sokaklara döküldü. 28 Aralık 2025’te başlayan eylemler, İran tarihindeki en büyük gösterilere sahne oldu.
Buna karşılık İran hükümeti, göstericilere karşı sert tedbirler alıyor. Bazı kaynaklar ölü sayısının 4,400’den fazla olduğunu söylüyor. Bununla birlikte ölü sayısının artması endişe yaratıyor. İran yargısı, protestolarla bağlantılı olarak binlerce kişiyi tutukladı. Hükümet, göstericilere yapılan şiddete ve ölümlere, dış güçlerin müdahalesinin neden olduğunu iddia ediyor. Bununla birlikte hükümetin, ölüm cezaları uygulama olasılığı da arttı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 16 Ocak’ta sosyal medyada yaptığı bir açıklama yayınladı. Cumhurbaşkanı, Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik yaptırımlarının ülkedeki zorlukları artırdığını belirtti. Pezeşkiyan ayrıca, herhangi bir saldırının tüm ülkeye karşı savaş ilanı olacağını ifade etti. Hükümetin, Ayetullah Ali Hamaney’e yapılacak herhangi bir saldırıyı “tüm ulusa karşı savaş” olarak değerlendireceğini söyledi.
Ölümler ve tutuklamalar hızla artarken, İran hükümeti protestolara karşı sert bir tavrını sürdürüyor. Yargı sözcüsü Aşkar Cihangir, protestoculara “Muharebe” suçları için idam cezası uygulanabileceğini açıkladı. Muharebe, “Tanrı’ya karşı savaş” anlamına geliyor ve İran hukukunda ağır suçlar arasında yer alıyor.
İnsan Hakları Kuruluşları Tepkili
Uluslararası insan hakları kuruluşları İran’daki yeni ölüm cezası kararlarını eleştiriyor. İnsan hakları aktivistleri, hükümetin özellikle cezaevlerinde ve mahkemelerde adil yargılamayı engellediğini belirtiyor. Ayrıca İran hükümetinin uyguladığı internet kesintileri, gözlemcilerin durumu takip etmelerini zorlaştırıyor.
Protestoların başladığı günden bu yana, gözaltına alınan kişi sayısı on binleri aştı. Çeşitli kaynaklara göre, tutuklananların sayısı 24,669’a ulaştı. Bununla birlikte uluslararası toplum, İran’ın şeffaflık ilkesine uymadığına dair endişelerini dile getiriyor.
Hükümetin 2025 yılına ait raporlarına göre, bir yılda yaklaşık 2,000 kişi idam edildi. Ancak bu sayı, 2024 yılına göre %119 artış gösterdi. Yine son üç gün içinde “muharebe”, cinayet ve uyuşturucu suçları nedeniyle 22 kişi idam edildi. Bununla birlikte İran hükümeti, idam cezalarının “hukukun üstünlüğü” adına verildiğini söylüyor.
Protestolar sırasında, özellikle çocuklar ve gençler büyük mağduriyet yaşadı. İnsan hakları aktivistlerinin verdiği bilgiye göre, ölenler arasında 22 çocuk da yer alıyor. İran’da yaşanan bu gelişmeler, dünya genelinde tepkilere yol açıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran hükümetinin göstericilere yönelik uyguladığı şiddet ve idam cezalarına karşı tepkisini dile getirdi. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, İran yönetiminin yaptığı idamları kınadı. Ayrıca, İran liderine karşı yapılacak herhangi bir saldırının büyük bir felakete yol açabileceğini belirtti.
İran’daki olayların son bulup bulmayacağı ve protestoların nasıl şekilleneceği, büyük bir belirsizlik taşıyor. Ülke, büyük bir iç karışıklık içinde ve halkın talepleri karşılanmazsa, protestoların şiddeti daha da artabilir. Bu gelişmeler, İran’ın geleceği açısından kritik bir dönemeç oluşturuyor.
Uluslararası toplum, İran’ın içindeki durumu ve gelişmeleri dikkatle izliyor. Hem insan hakları kuruluşları hem de dünya genelindeki hükümetler, İran hükümetinin sert uygulamalarına karşı duydukları endişeyi dile getiriyor.