
Şair-Yazar Hüseyin Taşçatan’ın yeni şiir kitabı Morötesi Sevdalar’ın imza günü Mersin’de bir kültür ve sanat kafede düzenlendi. İmza günü sanatseverlerin de katılımıyla sanatsal bir kutlamaya ve atışmaya dönüştü. Pek çok polemik ve anektodun yer aldığı imza gününde Şair-Yazar Osman Yılmaz’ın “maviye çöktü” suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Hüseyin Taşçatan, “Evet, itiraf ediyorum. Bir şair olarak maviye çöktüm.” diyerek sanatsal suçunu itiraf etti.
Moderatör mü, madaratör mü tartışması
İmza gününün moderatörlüğünü üstlenen Şair-Yazar Osman Yılmaz yaptığı açılış konuşmasında moderatörlük tanımını reddetti. Moderatörlerin konuyu veya kişiyi sunmak konusunda kolaylaştırıcı bir rol üstlenmelerine karşı çıkan Osman Yılmaz, aslında moderatörlerin rolünün sanatçıyı madara etmek olduğunu, onu dinleyicilerin önünde sıkıştırarak ve test ederek madara etmeye çalışmak olduğunu söyledi. Bu yüzden aslında bu rolü üstlenen kişilere “madaratör” denmesinin daha uygun olduğunu ve bu yapılan işin de bu bağlamda gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, kendisine de artık madaratör denmesini istedi.
Yılmaz: “Taşçatan maviye çökmüştür.”
Yılmaz konuşmasının devamında Taşçatan ile ilk tanıştığında soyadından dolayı kendisinin bir şair olamayacağını düşündüğünü fakat şiirlerini okuduktan sonra “Evet, bu adam şair.” dediğini söyledi. Konuşmasının devamında Yılmaz, Hüseyin Taşçatan’ın maviden sonra son kitabı ile mora da çökmeye çalıştığını söyledi. Yılmaz, Taşçatan’ı şu sözlerle suçladı:
“Hüseyin Taşçatan bir şairden ziyade şiir fabrikası gibi çalışır. Amasız, amansız, dumansız bir fabrika gibi. Bu kitap dahil sekiz kitap çıkarmış bir şiir çağlayanıdır. Daha yayınlanmamış iki klasör şiirlerim var der. Onun zihin fabrikası elektriksiz çalışır. Okuyucu elektrik alır. Nereden alır? Onun şiirlerindeki mavi şimşeklerden alır. Ortalıkta, şöyle rivayetler dolaşır: Hüseyin Taşçatan maviyi tapuda üstüne yazdırmış diye. Oysa o, mavinin üstüne yatmıştır. Bu bir nevi gasptır, suçtur. O rahattır. Ceza kanununda maviyi çalma suçu yoktur. Suç üstü yakalansa ‘taş çatıyordum’ der çıkar. Şimdi de mor’a çöktü ‘Morötesi Sevdalar’ kitabıyla. Bu defa renkleri gasp etmemiş. Maviyi kırmızıya karmış. Bir renk ustası olduğunu kanıtlamış.”
Taşçatan: “Evet, itiraf ediyorum maviye çöktüm.”
Yılmaz’ın suçlamasına okuduğu şiirle karşışık veren Taşçatan, şiirin ardından suçunu itiraf etti. Taşçatan, “Evet, itiraf ediyorum. Maviye çöktüğüm doğrudur.” dedi. Taşçatan’ın Yılmaz’ın sözlerine cevaben okuduğu şiir şöyleydi:
Gök mavi
deniz mavi
senin gözlerin mavi
benim düşlerim
Annenin ellerinden öperim
iyi ki doğurmuş seni
belemiş
mavilemiş
Saksılara sığmayışın bundandır
çatlatışın çiniyi
seni seviyor oluşum delicesine
Hadi gel
maviye banalım ekmeğimizi

İmza Günü Bir Sanat Kutlamasına Döndü
Taşçatan’ın imza günü bu polemiklerle birlikte bir sanat kutlamasına döndü. Şiirin yanı sıra müziğin de yer aldığı imza gününde yan flüt öğrencisi Delal Gazel Sağır ve gitar öğrencisi Emir Çetinkaya hem şiirlere ezgi ve melodileriyle eşlik etti, hem de çalıp söyledikleri parçalar ile etkinliğe renk kattı. Etkinlik sırasında Osman Yılmaz, Nuh Dündar, Hasan Baba, Ali Can Gül, Ali Bereket, Ali Diyaroğlu, Nurhan Yıldız Bakaner okudukları şiirler ile imza gününü sanatsal bir kutlamaya dönüştürdü. Sanatsever Reşit Tok ta imza gününe katılanlar arasındaydı. Son olarak Turan Arıcı ve Süleyman Karakuş sazlarıyla beraber hem türkü söylediler hem de türküler ile ilgili pek çok anekdot paylaşarak türkü sohbeti gerçekleştirdiler.

Taşçatan’dan Sponsoru Gül’e Teşekkür
Taşçatan kitabın çıkmasına maddi ve manevi destek veren sanatsever Ali Can Gül’e de teşekkür etti. İki kitabına da sponsor olan Gül’ün kendisine sponsor olma hikayesini de şu sözlerle aktardı: “Ali Can Gül aradı. ‘Kavgaysa Kavga’ adlı kitabımın kalıp kalmadığını sordu. Yok, dedim. Basalım o zaman, dedi. Bu kitabın basımında maddi ve manevi katkı sunmuştu zaten. İkinci basım ayrı bir masraftı ve ben buna hazır değildim doğrusu. Yok diyemedim, ama o anladı. Yanındayım, dedi. “Sen hazırlığını yap, gerisi bende. Kaça patlarsa patlasın.” Sevinçten ağlamamak için kendimi zor tuttum. Ama, dedim. Aması maması yokmuş, yoksa kulağımı çekermiş! Ali Can Gül Şiir sevdalısı bir demir ustası, çeliğe su verenlerden, emekçi. Şimdi ikinci kitabımın da sponsorluğunu üstlendi. Bu şiirler basılacak, dedi. Adam ciddi yani. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Aramızda geçen bu konuşmaları anlatmasam olmazdı. Ali Can Güller’in çoğalması dileğimle“