Soykırımı Hatırlarken, Çin’deki Soykırımı da Unutmamalıyız

Edward McMillan Scott (sağ), Avrupa Parlementosu Demokrasi ve İnsan Hakları Başkan Yardımcısı ve ABD eski Dışişleri Bakanı Madeline Albright (sol) 14 Mart 2011’de Brüksel’de (© Avrupa Birliği 2011 PE-EP)
Avrupa Parlementosu Demokrasi ve İnsan Hakları Başkan Yardımcısı Edward McMillan Scott (sağ) ve ABD eski Dışişleri Bakanı Madeline Albright (sol) 14 Mart 2011’de Brüksel’de (© Avrupa Birliği 2011 PE-EP)

Yazar: Edward McMillan-Scott

Her yıl 27 Ocak’ta Birleşmiş Milletler 2. Dünya Savaşı sırasında soykırıma uğrayan Yahudileri anmaktadır. Ayrıca aynı gün Polonyo’daki Auschwitz-Birkenau ölüm kampının 27 Ocak 1945’teki kurtuluşu kutlanmaktadır.

Yaklaşık 6 milyon Yahudi, Nazilerin ırkçı politikaları yüzünden öldürülmüştür. 1942 yılında genç Polonyalı Jan Karski Müttefik Devlet liderlerini kendi birebir şahit olduğu Nazi ölüm kampları konusunda ikna etmeye calıştı. Kendisi de bir Yahudi olan ABD yüksek mahkemesi hakimi Felix Frankfurter “Bu genç insan yalan söylüyor demedim. İnanmakta güçlük çekiyorum dedim. Arasındaki fark budur” demişti.

Çin’de ise en az 38 milyon Çinli Mao Zedong tarafından öldürüldü. Bugün bu gerçeği biliyoruz ancak hatırlamakta güçlük çekiyoruz. Aynı şekilde yakın zamanda uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye başlayan bir gerçek daha var. Bir zamanlar 70 milyon – 100 milyon Çinli tarafından uygulanan spiritüel meditasyon sistemi olan Falun Gong’a karşı Çin’de sistematik bir şekilde 1999 yılından beri işkence yürütülmekte.

Avrupa Birliği Parlementosu Demokrasi ve İnsan Hakları Başkan Yardımcısı olarak Pekin’de Falun Gong uygulayıcısı olan mahkumlar ile görüştüm. Mahkumlardan biri, birlikte aynı hücreyi paylaştığı arkadaşının yok olduğunu ve bir sonraki sefer arkadaşının bedenini hapishane hastanesinde delikler içerisinde gördüğünü söyledi. Bu da ticaret amacıyla organların yerinden çıkarıldığının ispatıydı.

Devletler Gerçeği Kabul Ediyor

12 Aralık’ta Avrupa Parlamentosu benim sponsor olduğum  bir yasa geçirdi. Çin rejiminin başta Falun Gong uygulayıcıları olmak üzere mahkumlardan çaldığı organlar ile yürüttüğü ticareti tümden kınadı.

Aynı hafta, ABD kongre komitesi paralel bir yasa geçirdi ve 1,5 milyon imzalı dilekçeyi Birleşmiş Milletler’e sundu.

Bu eylemler sayesinde organları için, mahkumları özellikle Falun Gong uygulayıcılarını seçip öldürme soykırım suçu hakkında kredibilite  açığı sona eriyor.  Onlar seçim sürecinin bir parçası olarak kan ve idrar testinden geçen Çin’deki tek mahkum grubudur. Binlercesi doku uyumundan geçip, Çin genelinde 169 transplant merkezinden birinden gelen sipariş üzerine öldürülmüştür. Her yıl yaklaşık 10.000 ameliyat yapılmış ve organların çoğu mahkumlardan gelmiştir çünkü kültürel sebeple organ bagışı Çin’de pek yaygın değil.

Araştırmacı David Kilgour ve David Matas’ın tahminine göre Falun Gong’a karşı işkencenin başladığı 1999 yılından beri onbinlerce kişi organ ticareti yüzünden hayatını kaybetti.

Avukat Gao Zhisheng

2006’daki Pekin ziyaretimden sonra bu insanlık dışı korkunç zulme karşı kampanya yürütttüm.

Orada ilk kez insan hakları avukatı Hıristiyan Gao Zhisheng ile temasa geçtim. Gao’nun 2005 yılında yayınladığı Falun Gong uygulayıcılarına yapılan zulmü anlatan raporu Pekin’de bulunan hukuk bürosunun kapanmasına sebep olmuştu.

Ziyaretimden sonra Gao ile Çin’deki reform ile ilgili temasım devam etti. Fakat 15 Ağustos 2006’da tutuklandı ve daha sonra “yıkıcılık” suçundan hapis cezası, evde tutukluluk ve sonra uzun bir süre kaybolma gibi birsürü sıkıntı yaşadı.

Bunlar onu durdurmadı. Avrupa Parlamentosu’na ve ABD Kongresi’ne benim aracılığımla açık mektuplar yazdı. Sonunda bilinmeyen bir hapishaneye götürülerek susturuldu.

Gazete haberlerine göre Ocak 2013’te aile üyeleri Xinjiang eyaletindeki bir hapishanede onu buldu ve temasa geçti. Washington’da Mart 2013’te tanıştığım eşi, oğlu ve kızı şu an ABD’de yaşıyor.

2 Aralık 2012’de Avrupa Parlamentosu’nda bir dizi Çin insan hakları konulu oturumun sonuncusunda bir açılış konuşması yaptım ve Gao’nun serbest bırakılması talebinde bulundum. Gao’nun kızı Gege’nin konuşmasını da video da izlettirdim.

Gao’nun suçlarından bir tanesi eski BM işkence raportörü Dr. Manfred Nowak ile 2006 yılında görüşmesiydi. Nowak, tüm Çin’de “zorunlu iscilik ile yeniden eğitim”den geçen mahkumların üçte ikisinin Falun Gong uygulayıcıları olduğunu iddia etmişti.

Yüzlerce Falun Gong uygulayıcısı olan mahkum ile gorüştükten sonra bundan  hiçbir şüphem yok ve hatta binlerce uygulayıcı organ ticareti yüzünden devlet tarafından organize bir şekilde öldürülüyor.

Bu, Soykırım Konvansiyonu’nun 2. maddesini ihlal etmekte. Bu zulmü işleyenlerin ileride Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması için uluslararası kayıt sistemi oluşturulması konusunda kampanya yürütüyorum. Çin özgür bir ülke olduğu gün bu mümkün olabilecek.

Edward McMillan-Scott, Avrupa Parlementosu üyesi (İngiltere Liberal Demokrat) Avrupa Parlementosu Demokrasi ve İnsan Hakları Başkan Yardımcısı.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.