Tekirdağ Depremi, İstanbul Depreminin Öncüsü Mü?

25 Temmuz günü saat 20.57’de meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki depremi uzmanlar değerlendirdi. Depremin merkez üssü Tekirdağ açıklarında Marmara Denizi’nin 8,4 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Deprem İstanbul’dan da hissedildi. Deprem uzmanları sarsıntının ana fay üzerinde olduğunu ve önceki sarsıntılarla birlikte İstanbul’u bekleyen büyük depremin öncüsü olabileceğini söylediler.

Bu depremle birlikte uzmanlar son iki yıl içinde Silivri’de meydana gelen 4.4, Saros Körfezi’nde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremlerden sonra önceki akşamki Tekirdağ depreminin ana fay üzerinde meydana geldiğini ve ana fayın çok aktif olduğunu ve bütün bu depremlerin büyük depremin habercisi olduğunu söylediler.

İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür Marmara Denizi’nde kırılması beklenen fayın Tekirdağ ile Adalar arasında olduğunu ve 110 kilometre uzunluğundaki fayın 50 kilometrelik kısmının tamamen suskun olduğunu ve depremi orada beklediklerini söyledi. Prof. Görür ” Burada ne bir gaz çıkışı, ne bir sıcak su çıkışı ne de mikro deprem olmamış, Bu kesimde hiçbir hareket, kıpırtı, enerji çıkışı olmamaktadır. Bu da, bu hat üzerinde büyük miktarda enerji birikimin olduğunu göstermektedir. Ana fay üzerinde olan çatırdamaların da bölgenin gerilmekte olduğunu ve bunun tehlike öncesi uyarı sayıldığını” belirtti.

Görür, bilimin üzerine düşen görevi yaparak olabilecek büyük depremin zamanının belli olmasa da nerede ve ne büyüklükte olabileceği konusunda tahminlerde bulunarak uyarılarını yaptığını fakat yerel yönetimlerin gerekli tedbirleri almadıklarını, birkaç okul ya da hastane güçlendirmekle binaların depreme hazırlanmasının yeterli olmayacağını, İstanbul’da bazı semtlerin tamamen tahliye edilmesinin bile söz konusu olabileceğini de belirtti.

İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 5.2’lik önceki akşamki depremin Marmara Denizi’ndeki ana fay üzerinde bulunduğunu ve buradaki fayın aktif bir fay olduğunu ve bu tür depremlerin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Marmara Denizi içindeki ana fayın büyük deprem beklentisinin kırılma yeri olarak tahmin edilen Orta Marmara çukurluğunda kilitli bulunduğunu belirtti. Fayın uzun zamandır suskun olduğunu, hareket etmediğini ve buna kilitlenmiş fay dendiğini ifade etti. Kilitlenme olduğu zaman fayın iki tarafında düzensizlikler olduğunu; fayın iki tarafı yapışık biçimde durduğu için de tam kırılmanın her an olabileceğini fakat zamanının bilinemeyeceğini ifade etti. Bu depremin öncü mü, artçı mı olduğunu bilmenin mümkün olmadığını ve depremin bu fay üzerinde geleceğini artık bilindiğini söyledi.

Tüysüz, Marmara Denizi içindeki ana fayın büyük deprem beklentisinin kırılma yeri olarak tahmin edilen Orta Marmara çukurluğunda kilitli bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bu fay uzun zamandır suskun, hareket etmiyor. Biz buna kilitlenmiş fay diyoruz. Kilitlenme olduğu zaman fayın iki tarafında düzensizlikler var demektir. Fayın iki tarafı yapışık biçimde duruyor. Tam kırılma her an olabilir. Zamanını bilemiyoruz. Bu depremin öncü mü, artçı mı olduğunu bilmemiz de mümkün değil. Depremin bu fay üzerinde geleceğini artık biliyoruz ama zamanını bilemiyoruz.”dedi.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.