Türk Tarımı Zora mı Giriyor
Küresel tarım sektörü için kritik eşik
Tarsus Üniversitesi Öğretim Üyesi, Bağımsız Denetçi ve Akdeniz Uluslararası Bağımsız Denetçiler Derneği Onursal Başkanı Dr. Cenk Kırıtoğlu’nun, Vision Journal Dergisi’nde yayımlanan uluslararası makalesi, Türk tarımı ve küresel tarım için kritik bir eşiği konu ediniyor.
Dr. Cenk Kırıtoğlu ile makalesi üzerinde konuştuk. Türk tarımını nelerin beklediği sorularına yanıtlar aradık. Küresel iklim değişikliği dünyanın en önemli konularından. Tarımdan, sanayiye, şehirleşmeye, ulaşım, hayvancılık, hemen her sektörü ilgilendiren bir alan. Kontrolsüz karbon salınımı bir şekilde önlenemez ise, insan soyunu büyük felaketler bekliyor. İklim değişikliğinde kritik eşik aşıldı mı? Birçok bilim insanı geri dönülmez eşiğin aşıldığı konusunda hemfikir.
Fakat hâlâ umut var diyenler de az değil. Dr. Kırıtoğlu makalesini ‘ölçemediğimizi düzeltemeyiz’ ilkesi etrafında ele almış. Avrupa Birliği küresel iklim krizini en fazla ciddiye alan, bu uğurda yaptırımlar uygulayan, dünyanın başta gelen birliğidir. Dünyada başka hiçbir birlik veya ülke AB kadar meseleye angaje değildir.
AB, 2023’te uygulamaya koyduğu Sınır Karbon Düzenleme Mekanizması ile, Birliğe giren ürünlere sıkı denetimler uyguluyor. Bu Türk ihraç ürünleri için ilave maliyet anlamına geliyor ki AB dışı ihracatçılar için ek maliyet %3 ile %12 arasındadır.
Türkiye 2023 rakamlarıyla 55 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatına sahiptir. Bu ihracatın %35’i Avrupa Birliği ülkelerine yapılıyor. Örneğin ısıtmalı sera ürünlerinde bu ek maliyet %6 ila %8 arası fiyat artışı anlamına gelmektedir.
Kırıtoğlu makalesinde Avrupa Birliği’nin getirdiği iklim kriterinin standartlarına uymayan tarım ürünlerine ihracat yasağı geleceğine vurgu yapıyor. Makale, Türkiye’nin AB uyumu çerçevesinde çıkardığı 9 Temmuz 2025 tarih ve 7552 sayılı iklim kanununu titizlikle inceleyen, öncü çalışmalardan biridir. Zira çıkan yeni iklim yasası, Türk tarım sektörü için yeni bir başlangıçtır.
Makaleye göre tarım işletmelerinin derhâl yapması gerekenler:
- Sera gazı emisyonlarını kayıt altına almak.
- Ürün ve işletme düzeyinde veri toplamak.
- Ulusal MRV sistemine kaydolmak.
- Toprak, gübre ve hayvancılık modüllerini ayrı ayrı beyan etmek.
- Karbon kapasitesi raporu hazırlamak.
- AB’ye ihracat yapanlar için ürün bazında karbon ayak izini kanıtlamak.
2026 itibariyle karbon vergisi uygulamaya konacak ve 2028 yılından itibaren de tüm düzenlemeye tâbi tesislerde zorunlu hale gelecek.
Makalede, küçük işletmelerin yeni standartlara hazır ve uygun olmadığına dikkat çekiliyor ve karbon muhasebesi ile vergi muhasebesi arasındaki uyumsuzluklara vurgu yapılıyor.
Makalenin sonuç ve öneriler bölümünde şu öneriler bulunuyor:
- Muhasebe ve vergi sistemleri kapsamlı biçimde yeniden düzenlenmelidir.
- TMS 41 kapsamında biyolojik varlıkların karbon etkisi raporlanmalıdır.
- Entegre kurumsal raporlama yazılımları geliştirilmelidir.
- TMS/TFRS ile IFRS S1 ve IFRS S2 standartları arasındaki uyum sağlanmalıdır.
- Ülkelerin vergi mevzuatı ile uluslararası muhasebe standartları uyumlaştırılmalıdır.
Makale sonuç olarak tarımda AB standartlarına uygun elektronik ve doğrulanabilir sera gazı emisyon verisi toplama ve raporlama döneminin 2025 yasasıyla başladığını ve 2027 sonuna değin tam uygulamanın yasal bir zorunluluk hâline geldiğini vurguluyor.
Kırıtoğlu çalışmasında, bu dönüşümün ne anlama geldiğini somut örneklerle ortaya koyuyor. Teknik ve detaylı örneklerle işletmelere, politika yapıcılara ve akademisyenlere referans bir kaynak sunuyor. Makale, sadece ulusal değil, küresel bir perspektife sahip olduğunu da ortaya koyuyor.
Türkiye’nin AB’ye yaptığı yıllık ortalama 20 milyar dolarlık tarım ürünü ihracatı düşünüldüğünde dönüşüm gerçekleştirmeyen işletmelerin hem iç piyasada hem de ihracatta ciddi sorunlarla karşılaşması kaçınılmaz görünüyor.
Bu büyük dönüşüm esnasında küçük işletmelerin el değiştirmesi ve büyük yabancı veya yabancı ortaklı şirketlerin eline geçme tehlikesi bulunuyor. On yıllardır “köylü milletin efendisidir” sözü ile büyüyen nesiller biliyor ki Türk köylüsünün ve küçük tarım işletmecilerinin topraktan koparılma riskinin acilen göz önünde tutulması gerekiyor.
Dr. Cenk Kırıtoğlu yaptığı kapsamlı çalışma ile üzerine düşen aydın sorumluluğunu yerine getirerek, uyarı görevini de yapmış bulunuyor.