Çin Hükümeti Acil Bir Sorunla Karşı Karşıya: “Ekonomik Kriz”

Epoch Times muhabiri Qin Yu-fei tarafından hazırlandı

Washington Post’taki bir makaleye göre, Çin hükümeti bir başka acil sorunla daha karşı karşıya kalacak: “Ekonomik kriz”. Resimde, Pekin’de bir görüntü yer almaktadır. (PEd Jones/AFP/Getty Images)

Washington Post’da yayınlanan bir makaleye göre Çin hükümeti, Bo Xilai olayının getirdiği siyasi krizden çıksa bile, bir başka ve daha acil bir sorunla karşı karşıya kalacak: Ekonomik kriz. Çin’in ilerlemesini sağlayacak mevcut tüm faktörler çoktan geriledi ve Çin ekonomisi yavaşlayacak. Fakat Çin hükümeti, eğer büyüme hızı yavaşlarsa, Çin ekonomisindeki sorununun büyük ihtimalle siyasi soruna dönüşebilecek olmasından endişeleniyor.

Ekonomi hızlı tren gibi yavaşlayacak

Washington Post’ta 23 Mayıs tarihinde yayınlanan CNN haber ajansının uluslararası çapta ünlü yorumcusu Bay Fareed Zakaria’nın makalesine göre, geçmiş yirmi yıl boyunca Çin’in yürüttüğü aşırı derecede dengesiz ve yanlış politikalar yüzünden, hemen hemen her yıl uzmanlar tarafından Çin ekonomisinin çökeceği uyarısı yapılmakta. Uzmanlar, Çin’deki anormal krediler, bankaların elindeki ödenmeyen borçlar, verimi düşük devlet teşebbüsleri ve emlak balonu gibi çeşitli sorunlara işaret etmekte. Geçmiş yirmi sene içinde Çin hükümetinin açıkladığı rakamlara göre, Çin ekonomisinin yıllık ortalama büyüme oranı %9.5’a ulaşmıştı. Fakat birçok uzman, Çin hükümetinin açıkladığı bu rakamın gerçeği yansıtmadığında hemfikir.

Morgan Stanley Yatırım Fonu sorumlusu Ruchir Shama yeni kitabında, “Çin şu anda doğal olarak yavaşlamanın kıyısında. Bu, ekonomiden politikaya kadar tüm dünyadaki güç dengesini değiştirebilir” yorumunda bulundu.

Çin ekonomisindeki büyüme harika görünüyor, fakat tarihteki ilk örnek bu değil. Japonya, Güney Kore ve Tayvan da geçmişte yaklaşık %9 hızla 20 sene boyunca büyümeye devam etmişler ve ondan sonra yavaşlamaya başlamışlardı. Birçok kişi Çin’in geleceğinin, ekonomisi 1970’lerde senede % 6’ya düşen, 1990’larda duran ve ondan sonra da düşük hızla devam eden Japonya’ya benzeyeceğini düşünüyor. Güney Kore ve Tayvan da buna benzer bir süreçten geçti.

Geçmişteki bu örneklerden, ekonomik büyümeden ortalama bir kazanç elde edilebilir. Büyük ölçüde maddi kaynağa ve orta derece bir girişime sahip bir kişinin, aşırı derece hızla büyümesi oldukça zor olacaktır.

Global hammaddeler büyük miktarda tükenmekte

Sharma yaptığı bir hesapla, “1998 yılında, Çin ekonomisi on bin dolarlık bir ölçeği baz alarak %10 büyüme hızı elde etti ve 100 milyar dolarlık ekonomiyi döndürmek mecburiyetinde kaldı, fakat dünya endüstriyel emtiası sadece %10 tükendi –buradaki hammaddeler ise petrol, bakır ve demirden ibaretti. 2011 yılında, Çin’in ekonomik ölçeği sadece 5 trilyon dolar, eğer aynı büyüme hızını tutturmak isterse, o zaman ekonomiyi döndürmek için 550 milyar dolara ihtiyaç duyması ve 30’dan fazla global emtia tüketmesi gerekirdi.”

Tek çocuk politikası ülkeye çalışma gücü yetersizliği getirdi

Çin’in ilerlemesini sağlamak için bütün faktörler çoktan geriledi. Çin geçen sene kentleşmiş bir ülke oldu ve nüfusun büyük çoğunluğu şehirlerde yaşıyor. Herkesin bildiği, “fazla çalışma gücü deposu” olan Çin yakında çalışma gücünde yetersiz kalacak.

Geçmiş on yıl boyunca, sadece 5 milyon kişi Çin’deki ana çalışma gücüne katıldı, yani geçmiş on senedeki 90 milyonluk rakam hızlı bir şekilde düştü. Hükümetin uyguladığı tek çocuk politikası yüzünden, emekli olacak çalışanların yerini dolduracak kişi sayısı yetersiz.

Ekonomik teşvik önlemleri çalışmıyor ve ekonomik sorunlar siyasi soruna dönüşebilir

Sharma’nın tasvir ettiği Çin’in geleceğine dair görüntü ile Çin hükümetinin açıkladığı durum aynı sonuca çıkmakta. Çin Başbakanı Wen Jiabao, 2008 yılındaki hükümet raporunda, Çin ekonomisinin “dengesiz, uygunsuz ve devam ettirilemez” olduğunu belirtmişti. O, bu hafta aynı konudan bir kez daha bahsetti ve hükümete ekonomik teşvik önlemlerini kullanmak için seslendi.

Ekonomiyi teşvik etmek için, merkez bankası faizleri düşük tutabilir ve böylece hükümet fazla parayı harcayabilir. Fakat bu önlemler de sınırlı olacaktır. Sharma’ya göre Çin, kâğıt üzerinde GDP borcunun sadece %30’luk kısmını gösterdi, fakat eğer Çin firmalarının borçlarını da dâhil edersek ki özellikle bu firmaların birçoğu devlete ait olduğundan, bu rakam oldukça şaşırtıcı olacaktır. Hükümetin harcamaları çoğunlukla ülkenin altyapısına ve bu yatırımlardan geri dönüş çok az olacak. Çin’deki tüketici harcamaları yükseliyor, fakat sosyal güvenliği olmayan bir ülkede ve gittikçe yaşlı nüfusun yükseldiği bir toplumda, paraların faiz kazanmak amacıyla bankalara yatırılma oranı çok yüksektir.

Sharma, Çin’e %6’lık büyüme hızının daha uygun olduğunu tavsiye etti. Fakat Çin hükümeti %8’den fazla büyüme oranıyla kendi hükümetinin yasallığını korumak istiyor. Eğer hız geri kalırsa, Çin’deki ekonomik sorun büyük bir ihtimalle siyasi soruna dönüşebilecek.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.