J.P.Morgan Raporuna Göre Küresel Gıda Krizi Kapıda

J.P.Morgan raporuna göre, küresel gıda enflasyonu %2,8 seviyesinden 2027’nin başlarında %5 seviyesine yükselecek.
J.P. Morgan, önümüzdeki yıl içinde büyük ölçekli bir küresel gıda tedarik krizinin dünyayı vurabileceğini söylüyor. J.P.Morgan Global Research‘e göre, küresel gıda enflasyonunun mevcut %2,8’lik seviyeden erken 2027’ye kadar %5’e neredeyse iki katına çıkması öngörülüyor. Raporda, potansiyel gıda krizinin en önemli nedenlerinden birinin gübre tedarikindeki riskler olduğu da vurgulandı.
J.P.Morgan Global Research’ün hazırladığı raporda şu bilgiler yer alıyor:
Küresel Gıda Güvenliğinde Çifte Tehdit: İran Çatışması ve El Nino Kıskacı
Bugün küresel gıda güvenliği, alışılmışın dışında bir kırılganlık döneminden geçiyor. İklim krizinin bir “tehdit çarpanı” olarak rol oynadığı bu yeni gerçeklikte; doğal gaz piyasasındaki dalgalanmalar, İran merkezli jeopolitik çatışmalar ve yaklaşan El Nino hava olayı birleşerek küresel tedarik zincirini ve iş sürekliliğini doğrudan tehdit ediyor.
Jeopolitik Kriz ve Gübre Tedarikinin Çöküşü
Azot, küresel tarımsal verimliliğin temel taşıdır. Dünyadaki azot talebinin %50’sinden fazlası üç temel ürüne gitmektedir: Mısır (%20), buğday (%18) ve pirinç (%16). Gübre maliyetleri, mısır üretim maliyetinin %21’ini, buğdayın ise %19’unu oluşturur.
Basra Körfezi Bağımlılığı: Küresel üre (sentetik azot) üretiminin %36’sından fazlası, istikrarlı doğal gaz hammaddesine sahip olan Basra Körfezi’nden karşılanıyor.
Hürmüz Boğazı Çıkmazı: İran çatışması nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması veya sevkiyatların engellenmesi, küresel üre arzında ani düşüşlere ve emtia fiyatlarında sıçramalara neden oluyor.
Onarım ve Zamanlama Bariyeri: Sentetik gübre tesisleri, amonyak salınımı riski nedeniyle yüksek mühendislik ve çevresel denetim gerektiriyor. Çatışmalarda hasar gören doğal gaz ve gübre tesislerinin tam kapasiteye dönmesi 1 ila 4 yıl, gaz kuyularının onarılması ise 3 ila 5 yıl sürebilir. Bu durum, uzun vadeli LNG sözleşmelerinde gübre üretimine öncelik verilmesini zorunlu kılıyor.

Affedilmez Zamanlama: Ekim Dönemleri ve Depolama Riski
Gübre krizi, petrolden farklı olarak zamana karşı bir yarıştır. Azotlu gübrelerin (örneğin üre) bitkinin erken büyüme aşamasında, tam ekim anında toprağa kök yoluyla verilmesi şarttır.
Zamanlama Kritikliği: Üre, ekim mevsimi geçtikten sonra toprağın yüzeyine uygulanırsa havada zehirli amonyak gazına dönüşerek bitkiyi beslemek yerine öldürür. Ürünler toprağa ekildikten sonra bu gübreler etkili bir şekilde uygulanamaz.
Stratejik Rezerv Eksikliği: Amonyak gazına dönüşme riski ve kimyasal kararsızlıkları nedeniyle azotlu gübrelerin, petroldeki gibi büyük stratejik rezervleri yapılamaz. Dolayısıyla arz kesintileri anında sahaya yansır.
Mahsul Döngülerine Göre İlk Etkilenecek Bölgeler:
Mısır: Eylül-Ocak döneminde ekim yapan ve Basra Körfezi’nden yoğun azot ithal eden Güney Amerika (özellikle Brezilya) ilk darbeyi alacaktır.
Buğday: Eylül ayında kışlık ekime başlayan AB, Çin, Hindistan, Rusya ve ABD geniş çapta etkilenecektir.
Pirinç: Çatışmanın hemen ardından ilkbahar/yaz ekimine başlayan Hindistan, Çin ve Bangladeş ile sonbahar/kış ekimi yapacak olan Endonezya ve Vietnam risk altındadır.

Çiftçinin Zor Seçimi ve Üretim Arzı
Gübre tedariki aksadığında veya fiyatlar tırmandığında, çiftçilerin önünde yerel ve küresel sonuçları olan üç senaryo beliriyor:
İlk olarak A seçeneğinde, çiftçiler üretim hacmini aynen korumayı hedefleyebilir; bu durumda yükselen girdi maliyetlerini sineye çekerek gübreyi yüksek fiyattan satın alırlar ve bu maliyet artışı nihai ürünlere yansıyarak küresel gıda enflasyonunu hızla tetikler.
En olası senaryo olarak öne çıkan B seçeneğinde ise çiftçiler, yüksek fiyatlara tepki olarak gübre kullanımını azaltma yoluna giderler. Bu karar doğrudan mahsul verimliliğinin ve toplam gıda arzının düşmesine yol açar.
Son olarak C seçeneğinde çiftçiler, yüksek gübre maliyetinden kaçınmak için gübre ihtiyacı daha az olan farklı alternatif ürünlere geçiş yapabilirler ki bu durum, mısır, buğday ve pirinç gibi temel gıda maddelerinin küresel arzının kritik seviyede azalmasıyla sonuçlanır.
Netice itibarıyla, çiftçilerin maliyet baskısı altında vereceği her üç karar da dönüp dolaşıp küresel gıda pazarında ya fiyat artışı ya da kıtlık riski olarak karşımıza çıkmaktadır.
İkinci Tehdit: El Nino ve Coğrafi Dengesizlikler
Jeopolitik krizin yarattığı gübre şoku, küresel iklim sistemi üzerindeki El Nino baskısıyla daha da derinleşmektedir. Pasifik Okyanusu’nun atmosfere ısı salmasıyla oluşan El Nino, küresel tarımda ciddi bir dengesizlik yaratır.
Tropikal ve Ilıman Bölgeler: Tarihsel olarak El Nino dönemleri, tropikal bölgelerde %3,5’lik bir üretim düşüşüne yol açarken, kutuplara yakın ılıman bölgelerde %2,4’lük bir artış sağlamıştır.
Isınmanın Arka Planı: Küresel iklim değişikliğinin yarattığı temel ısınma etkisi nedeniyle, artık ılıman bölgeler de bir “güvenli liman” değildir. Nitekim 2023-2024 El Nino’sunda ılıman bölgelerde de aşırı hava olayları nedeniyle üretim düşüşleri yaşanmıştır.
Kritik Haziran Görünümü: El Nino’nun gücü ve kış zirvesi olasılığı en güvenilir şekilde Haziran ayından sonra tahmin edilir. Mevcut meteorolojik modeller, Pasifik sıcaklıklarının normalin 2°C üzerine çıkabileceği bir “Süper El Nino” olasılığının her ay arttığını göstermektedir.
Gecikmeli Etki: El Nino yaz aylarında gelişir ancak tarım ürünleri fiyatları üzerindeki en yüksek ve yıkıcı etkisini bir sonraki kış gösterir.

Kesişen Kırılganlıklar ve Korumacılık Refleksi
Tarih tekerrürden ibarettir. 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle potasyum ve fosforlu gübre arzı kesilmiş, mahsul verimi düşmüştü. Ardından gelen 2023-2024 El Nino’sunda ABD ve Hindistan’daki buğday hasadı küresel dengeyi korumuş olsa da pirinç (Hindistan) ve kakao (Ekvator Afrikası) ihracatı dramatik şekilde çökmüştü.
Çifte Maruz Kalma: Küresel ticaret hatlarında El Nino’nun yaratacağı kuraklık ve verim düşüşlerine en çok maruz kalan ülkeler (35N ve 35 S enlemleri arasındaki tropikal kuşak), aynı zamanda Basra Körfezi’nden azotlu gübre ithalatına en bağımlı ülkelerdir. Hindistan ve Brezilya bu çifte tehdidin tam merkezindedir.
İhracat Yasakları ve Ticaret Savaşları: 2023-2024’te Hindistan, iç arzı korumak için pirinç ihracatını yasaklamıştı. Benzer tedarik şoklarında komşu ülkeler de aynı refleksleri göstereceğinden bölgesel ve küresel ticaret ağları hızla bozulma eğilimindedir.

Sonuç: Enerji Enflasyonundan Gıda Enflasyonuna
Doğal gaz üretimi onarıldığında enerji arzı doğrudan ve hızlıca eski haline dönebilir. Ancak tarım sektörü, biyolojik olarak ekim dönemlerine ve hammadde zamanlamasına sıkı sıkıya bağlıdır.
Eğer LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) fiyatlarının yükselmesi gübre üretimini geciktirirse ve bu gecikme El Nino’nun yaratacağı kuraklık/verim şokuyla tam ekim mevsiminde çakışırsa, enerji piyasalarında başlayacak geçici bir şok, uzun vadeli ve kalıcı bir küresel gıda krizine dönüşecektir. Gıda güvenliğini sağlamak için, fosil yakıtlara ve sentetik gübrelere olan göbekten bağımlılığın azaltılması, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve iklim dirençli tarım politikalarına geçilmesi kaçınılmazdır.
(Kaynak: https://www.jpmorgan.com)