Kehribar

kehribarKehribar 30-50 milyon yıllık ağaçların fosilleşmiş reçinesidir. Dünyada “amber” olarak bilinir.

Baltık ülkelerinde bulunan bu kıymetli taş denizlerde bulunur. Kötü hava şartlarında deniz tabanından bir parçası koparak, hafif olduğundan dolayı tuzlu denizde su yüzüne çıkar. Oradan da sahile ulaşır ve insanlar tarafından toplanır.

Kehribarlara büyüklük, renk, reçinenin kalitesi ve içindeki fosillere (çiçek, böcek, yaprak vs kalıntıları) göre bir değer biçilir ve duruma göre işlenir.

Kehribardan her türlü süs eşyası yapılır. Özellikle yüzyıllardan beri takı eşyası olarak çok kullanılır. Ülkemizde tesbih olarak kullanımı da yaygındır. Eskiden Osmanlı Padişahları kehribardan yapılı tespihler kullanırdı.

Günümüzde ateş kehribarı, Osmanlı kehribarı, Alman zar kehribarı tespihleri çok revaçtadır.

Koleksiyoncularda çok eski tesbihler, pahalı fiyatlar ile satılmaktadır.

Kehribarın tıpta kullanımı da oldukça geniştir. Geçmişte ağrı kesici olarak kullanılan kehribarın, günümüzde çocuklarda sarılığa karşı kullanıldığı bilinmektedir.

Guatr hastaları kolyesini takmaktadır ve birçok rahatsızlığa karşı ilaç ve kremleri mevcuttur.

Eskiden ve günümüzde bir inanca göre kehribar para taşı olarak adlandırılır ve parayı çektiğine inanılır. Bu sebeple dükkan sahipleri kasalarında bir parça kehribar bulundururlar.

Bugüne kadar en büyük kehribar reçinesini Dr. Dieter Schlee Central-Sarawak’ta bulmuştur: 68 kg. ağırlığında ve 5 m2 genişliğinde dev bir parçadır.

Turuncu, sarı, kırmızı, kahverengi, konyak rengi, bal rengi, altın rengi, kemik rengi, siyah, renksiz, mavi ve yeşil renklerde bulunabilir. Kehribarın 256 farklı renk tonu bulunmaktadır.

Kehribar hafifçe ısıtılırsa reçine kokusu duyulur, 150 °C’ye kadar ısıtılırsa yumuşar, 375 °C civarında ise parlak, dumanlı bir alevle, hoş bir çam reçinesi kokusu çıkararak yanar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.