Birinci Bölüm: Hayaletin İnsanlığı Yok Etme Stratejileri

Komünizmin Hayaleti Dünyamıza Nasıl Hükmediyor?

Komünizmin hayaleti, Doğu Avrupa’da Komünist Parti’nin dağılmasıyla yok olmadı.

Epoch Times, “Komünist Parti Üzerine Dokuz Yorum”un yazarları tarafından kaleme alınmış “Komünizmin Hayaleti Dünyamıza Nasıl Hükmediyor?” adlı Çince kitabın çeviri serisini okurlarına sunuyor. 

İçindekiler

1. İnsan Düşüncesinin Yozlaşması

2. Geleneksel Kültürün Yıkılması

3. Doğu’da ve Batı’da Komünizm

4. Toplumun Çöküşü

5. Böl ve Yönet Stratejisi

6. Aldatma ve Savunma

Giriş

Komünizm hayaleti, yüzyıllardır insanlığı yozlaştırmak ve yok etmek için uğraşıyor. Bu durum, insanı manevi yönden zayıflatıp ilahi kökenlerinden ayırarak başladı. Hayalet buradan yola çıkarak, dünya halklarını, Tanrı’nın insanoğlu için titizlikle düzenlediği binlerce yıllık kültürel geleneklerini yok etmeye teşvik etti.

Eski mirasından yoksun olan tüm insan toplumu, benzeri görülmemiş bir çöküşe doğru hızla ilerliyor. Bu arada, hayaletin dünyadaki temsilcileri mevcut toplumsal tahribatı kullanarak kendi kötü görüşlerini “özgürlük” ve “ilericilik” söylemleri ile süsleyerek kabul ettirmeye çalışıyor.

Geçtiğimiz iki yüz yıl veya daha uzun süredir, hayalet, sosyal ilişkiler ve tarihsel gelişim labirentini etkisi altına aldı. Doğu’da bulunan komünist yönetimlerinin açık vahşiliğinden, Batı siyasetinin, kültürünün ve ana akım toplumunun parça parça yıkılmasına kadar, şeytanın etkisi, sayısız ama birbiri ile çelişkili biçimler alıyor.

1. İnsan Düşüncesinin Yozlaşması

Günümüz dünyasında iyiyi ve kötüyü ayırt etme kriterleri tersine çevrildi. Doğruluk kötülük, kötülük ise şefkat olarak çarpıtıldı. Kötü kavramlar bilim kılığına giriyor ve gangster mantığı “sosyal adalet” olarak kamufle ediliyor. “Politik doğruculuk” düşünce kontrolünü empoze etmek, “değer tarafsızlığı” kavramı ise insanları acımasız zulümlere karşı duyarsız kılmak için kullanılmaya başlandı.

İnsan, Tanrı tarafından yaratılmıştır ve inançlı olanlar Tanrı tarafından korunurlar. Hayaletin ilk ve birincil amacı, bu nedenle, insan ile ilahi olan arasındaki bağı koparmaktır.

Sosyalist marşı “Enternasyonal”,  hiçbir Yaratıcı’nın olmadığını iddia eder.1850’lerde Alman materyalist filozof Ludwig Feuerbach, Tanrı’nın yalnızca insanın iç doğasının bir yansıması olduğunu söylemiştir. Ancak insanlığın geleneksel ahlakı, kültürü, toplumu ve aklının tümü Tanrı’dan gelir. Tarihin çalkantılı akımları karşısında, manevi inanç, insanlığın dalgalarda kaybolmasını engelleyen güçlü bir çapa olarak tanımlanabilir.

Ateizm, kibirli birini Tanrı rolü oynaması ve başkalarının ve toplumun kaderini kontrol etmesi için kullanır. Komünist hareketlerinin liderleri kendilerini tanrı gibi yüceltmeye eğilimlidirler. İngiliz filozof Edmund Burke, Fransız Devrimi’nde dökülen kanlar üzerine şöyle bir yorumda bulunmuştur: “İnsanlar Tanrı rolünü oynadıklarında, aslında şeytan gibi davranırlar.”

Ateizmle yakından bağlantılı olan bir kavram, ruhun varlığını reddeden materyalizmdir. Bilim, teknoloji ve üretimdeki hızlı ilerlemenin emprizm ve ateizm kültünü beslediği Sanayi Devrimi sırasında, materyalizm kök salmıştır. İnsanlar ilahi mucizelere olan inançlarını kaybetmiş ve Tanrı’nın buyruklarını reddetmişlerdir. Diyalektik materyalizm kavramı, Marksizm ve diğer radikal ideolojilerin temel ilkesidir. Yakın tarihte, diyalektik teori ilk olarak Alman filozof Georg Hegel tarafından mantıksal düşüncenin genel ilkeleri olarak ifade edilmiştir. Daha sonra Marksizm, bir yandan Hegel’in çalışmasının belirli yönlerini özümserken, diğer yandan diyalektik savaşın özünü abartmıştır.

Komünist hayaletin kontrolünde, materyalizm ve ateizm, insanın manevi inancını devirmek, insan ahlakını zayıflatmak ve geleneksel kültürünü yok etmek için kullanılan şeytani silahlar olarak hizmet etmektedir. Materyalizm ve ateizm, birçok çarpık entelektüel iddianın da temelini oluşturmuştur. Felsefenin yozlaşması, bilimin yozlaşmasıyla el ele gitmiştir. “Bilimsel rasyonalite” kültü, normal aklı, inancı bastırmak ve ahlakı inkar etmek için kullanılan bir tür dünyevi din ile yer değiştirerek ateist dünya görüşünü güçlendirmiştir.

Çağdaş bilim topluluğu, kendi yöntemleriyle açıklayamadığı veya doğrulayamadığı tüm fenomenleri batıl inanç veya sahte bilim olarak tanımlar ve onları görmezden gelir veya tamamen reddeder. Akademik düşünceye ve eğitim sistemine hakim olmayı hedefleyerek, bu alanları Darwinizm gibi ateist teorilerle doldurur. Darwin’in hatalı evrim teorisi, insanı ilahi olandan uzaklaştırmak için kullanılan bir araç olarak yaygın bir şekilde benimsenmiştir. İnsanı hayvanlarla özdeşleştirerek hem kendine hem de Tanrı tarafından yaradılış kavramına olan saygısını zayıflatmıştır. Yirminci yüzyılda bu teori, araştırma ve eğitim alanlarını zapt etmiştir; bugün yaradılış düşüncesine inananlarla alay edilmektedir. Ayrıca ateizm ve materyalizm, doğa bilimleri üzerindeki etkilerinin yanı sıra, mücadele kavramını baz alan birçok felsefi ve ideolojik akımı da doğurmuştur. Evrim teorisi, sadece biyoloji bilimine hakim olmakla kalmamış, aynı zamanda sosyal bilimlere de egemen olmuştur. Darwin’in orijinal teorisinden, “doğal seleksiyon” ve “en güçlünün hayatta kalması” kavramlarıyla birlikte, uluslar topluluğunu barbarca mücadele eden bir kargaşa olarak indirgeyen sosyal Darwinizm felsefesi de ortaya çıkmıştır.

Şeytani mücadele felsefesi lisanımızı da işgal etmiştir. Kelimelerin tanımları ve nüansları ateist ve materyalist düşünceye uyacak şekilde çarpıtılmıştır. İngiliz yazar George Orwell’in distopik romanı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’deki  Aldatıcı Dil, Parti’nin insanlar üzerindeki kontrolünü güçlendirmek için yaratılmış yapay bir dil idi. Birçok yönden Orwell’in vizyonları gerçeğe dönüştü. “Özgürlük” kavramı ahlak, hukuk veya gelenek tarafından sınırlandırılmayacak şekilde çarpıtıldı. “Tüm insanlar eşit yaratılmıştır” ve “tüm insanlar kanun önünde eşittir” gibi ilkeler, mutlak eşitlikçilik anlamına gelecek şekilde çarpıtıldı. “Hoşgörü”, her tür çarpık düşünce ve davranışın kabulü anlamına gelecek şekilde saptırıldı. Rasyonel düşünme, dar görüşlü deneysel bilimin bir aracı haline geldi. Sonuç eşitliğine ulaşmak için, adalet, “sosyal adalet” olarak dönüştü.

Komünizmin amacı sorunları çözmek değil, Çin cumhuriyetçi lideri Çan Kay-şek’in bir zamanlar dediği gibi, “küresel çelişkileri mümkün olan en üst düzeye çıkarmak ve insan mücadelesinin sonsuza dek devam etmesini sağlamaktır.”

Bu, modern tarih boyunca defalarca gözlemlenmiştir. Komünizm, insanlar arasında nefreti körükler, çatışmaları yaratır ve artırır ve şiddetli bir devrim veya hile yoluyla iktidarı ele geçirir. Her durumda, devrimcilerin vaat ettiği “kurtuluş” beyin yıkama, öldürme ve zulümle sonuçlanır.

2. Geleneksel Kültürün Yıkılması

İnsanoğlunun geleneksel kültürü Tanrı tarafından aktarılmıştır. İnsan toplumunun normal bir şekilde işleyişini sürdürmesini sağlamasının yanı sıra, bu kutsal kültürün en önemli rolü, insanların son çağda öğretilen ilahi yasayı anlamasını ve onların yok olmaktan kurtarılmasını sağlamaktır.

Bu kutsal kültür, şeytana karşı güçlü bir ahlaki koruma sağlar. Komünizm hayaleti, insanları kendi geleneklerine karşı çevirerek insan kültürünü yok etmeyi amaçlamaktadır.

Ateizm ve materyalizmin yayılması, medeniyetin dini köklerini zayıflatarak, mücadeleye dayanan yeni ideolojik hareketlere yol açtı. Dünyevi toplumda, komünist hayaletin temsilcileri geleneksel eğitimin altını oydu, yozlaşmış bir modern sanat yarattı, cinsel özgürlüğü ve pornografiyi teşvik etti ve uyuşturucu kullanımını popüler hale getirdi. Günah ve başkaldırı, şimdi serbestlik ve ifade özgürlüğü olarak yüceltilmektedir.

Binlerce yıldır geleneksel eğitim, insanlığın mükemmel kültürünün gelişmesinde ve aktarılmasında kilit bir rol oynadı. Öğrenciler profesyonel, sanatsal veya akademik becerilerde ustalaşmak ve iyi insanlar ve vatandaşlar olmak için gayretle çalışmayı öğrendiler.

Batı ülkeleri on dokuzuncu yüzyılda ücretsiz halk eğitimi sağlamaya başladı. Yirminci yüzyılın başlarında, ateist ve gelenek karşıtı düşünce, akademiye sızan ve eğitim politikasına hakim olan solcu çocuk eğitim uzmanlarının çabaları ile müfredata yavaş yavaş sızmaya başladı. Sosyal bilgilerde politik doğruculuk norm haline getirilirken, evrim teorisini öğrenmek zorunlu hale getirildi. Ders kitapları yavaş yavaş ateizm, materyalizm ve sınıf mücadelesiyle dolduruldu. Büyük edebi klasiklerde sergilenen geleneksel kültür, şeytani ideolojik akımla çelişiyordu. Böylece, klasikler aşamalı olarak kenara itildi veya modern sosyal teoriye göre yeniden yorumlandı; parlak ve yetenekli öğrenciler, insanlığın en önemli edebi eserlerinde bulunan bilgeliği derinlemesine anlamaktan yoksun bırakıldı. 

Öğrencilerin yaratıcılığı ve merakı artık anlamsız amaçların peşinde harcanırken, öğrenciler iş ve yaşamın temelleri konusunda tecrübesiz kaldılar. Matematik ve okuryazarlık standartları düştü. Uzun okul saatleri, çocukları ebeveynlerinden ve ailelerinden ayırarak dejenere olmuş eğitim sistemine sürekli maruz kalmalarını sağladı. “Bağımsız düşünme” sloganı altında, öğrenciler, gelenek ve otorite karşıtı insanlar olarak eğitildi ve toplumu ve büyüklerini hor görmeye teşvik edildi. Tarih ve sosyal bilimleri solcu anlatılarla öğrendiler ve adi bir eğlencenin içine daldılar.

Komünist rejimler tarafından yönetilen ülkelerde, çocuklar kreş veya anaokuluna girdikleri andan itibaren aktif olarak Marksist siyasi bilimler ile aşılandılar. Geleneksel kültür ve inancın yerini tamamen ateist komünist bir nefret ve mücadele kültürü aldı. Bu ülkelerde yoğun bir ideolojik beyin yıkama programıyla büyüyen çocuklar, komünist parti ile aynı çarpık mantığı kullanarak düşünmeyi öğrendiler.

Tuhaf ve sapık trendler günümüzün tüketici kültürünü oluştururken, asırlık zanaatlar yok edildi. İşçiliğin ve iş etiğinin geleneksel standartları kayboldu.  Geleneksel kültürden ve yaşam tarzından kopan insanlar, Tanrı’dan daha da uzaklaştılar. Bugünün toplumu cinsel özgürlüğe ve sapkınlığa tapıyor. Gençler video oyunlarına, sosyal medyaya ve pornografiye bağımlı hale geldiler.

Sanat da amansız bir saldırıya uğradı. Doğru, geleneksel sanatlar Tanrı’dan geldi ve ilk olarak tapınaklarda, kiliselerde ve diğer ibadet yerlerinde ortaya çıktı. Gerçek sanat doğruluk, nezaket, güzellik ve onuru temsil eder, böylece insanlığın doğru bir ahlaki kültürü sürdürmesine yardımcı olur. Bugün ise çöplük şeyler sanat salonlarını dolduruyor. Karanlık, uğursuz resimler ölüler dünyasını tasvir ediyor. Empresyonizm, sürrealizm ve diğer grotesk tarzlar, antik çağın ve Rönesans’ın seçkin eserlerinin yerini aldı. Edebiyatta, tüm uygarlıkların bilgeliğini kapsayan antik klasikler bir kenara itilip, yerine sığ ve anlaşılması güç modern yazılar getirildi.

Bir zamanlar tanrısal ihtişamın huşusu içinde bestelenip icra edilen müziğe bugün müstehcenlik ve gürültü hakim. Pop kültürü, şiddeti ve uyuşturucuyu yücelten şeytani temalarla dolu. Yüz milyonlarca hayranı olan ünlüler, yozlaşmış ve ahlakdışı yaşam tarzlarını teşvik ediyorlar. Yüce, asil ve saf olan şeyler ile alay edilirken, adi ve edepsiz olan şeyler övülüyor.

3. Doğu’da ve Batı’da Komünizm

Komünizm, ateist mücadele felsefesiyle karakterize edilir ve politik örgütlenmesini ve ideolojisini çeteler ve tarikatlardan alır. Doğu’da komünizm, totaliter rejimler ve Vladimir Lenin, Joseph Stalin, Mao Zedong, Jiang Zemin gibi acımasız liderler ve onların takipçileri tarafından temsil edilmektedir. Batı’daki durum ise biraz karmaşıktır çünkü hükümet, iş dünyası, akademi ve din alanlarına sızan güçlü elitler, toplumu baltalamak için gizli planlar yapmaktadır.

Bir zamanlar dürüst olan dinler, sosyalizmin dünyevi dini ile aşılanmıştır. İster komünist rejimlerin siyasi kontrolü nedeniyle, ister sahte din adamlarının yanlış yorumları nedeniyle olsun, geleneksel öğretiler ve kutsal metinler değiştirilmiştir. Kurtuluş teolojisi, normalde doğru olan inanca, Marksist ideoloji ve sınıf mücadelesini aşılamıştır. Ahlaki sapkınlık rahipler arasında yayılmıştır. Sonuç olarak, birçok inançlı insan kiliseden umudunu kesmiş, ilahi kurtuluşa olan inancından vazgeçmiştir.

Din ve ulusla birlikte aile, insan uygarlığının ilahi köşe taşları arasındadır. Ahlak ve geleneğin önemli bir kalesidir ve kültürün bir nesilden diğerine aktarılması için bir kanal görevi görür. Dünyanın dört bir yanındaki sol hareketler, geleneksel aile yapısını ve cinsiyetler arası uyumu baltalayarak feminizmi, cinsel özgürlüğü ve eşcinselliği teşvik etmiştir. Bu ideolojik eğilimler, önüne gelen ile yatmayı, zinayı, boşanmayı ve kürtajı meşrulaştırıp teşvik ederken, sağlıklı ilişkileri ve insan varoluşu için gerekli temel standartları bozmaktadır. Aileyi yok etmek, şeytanın insanlığı yok etmesinde kilit bir faktördür.

Doğuda Totaliterlik

Rusya, Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgileriyle zayıfladı ve bu durum Çar’ı tahttan çekilmeye zorladı. Siyasi kaostan yararlanan komünist devrimciler, anayasal hükümeti devirmek için 1917 Ekim Devrimi’ni başlattı. Yıkıcı bir iç savaşın ardından komünistler, dünyanın ilk sosyalist rejimini—Sovyetler Birliği’ni—kurdular ve Komünist Enternasyonal aracılığıyla rejimin devasa kaynaklarını devrimi yurt dışına ihraç etmek için kullandılar.

Çin Komünist Partisi (ÇKP) 1921’de doğrudan Sovyet desteğiyle kuruldu. Sonraki on yıllarda komünistler, Çin Cumhuriyeti’ne karşı şiddetli ve haince bir isyan başlattı. ÇKP, II. Dünya Savaşı’ndaki Japon işgalinden büyük ölçüde yararlandı ve savaş sırasında ve sonrasında iktidardaki Milliyetçi Parti’ye karşı savaşmaya devam etti. 1949’da komünistler, totaliter bir Halk Cumhuriyeti kurarak Çin anakarasının tamamını ele geçirdiler.

Hem Sovyet hem de Çin komünist partileri barış döneminde on milyonlarca kendi insanını acımasızca katletti. ÇKP, kötü niyetli Marksist ideolojisini güçlendirmek için eşi görülmemiş Kültür Devrimi’ni başlattı ve Çin’in beş bin yıllık geleneksel kültürüne ve görkemli antik medeniyetine karşı savaş ilan etti.

ÇKP, 1980’lerden başlayarak siyasi ortamı kendi katı totaliter kontrolü altında tutarken, çöküşünü engellemek için ekonomik reformlar başlattı. Parti, bu güne kadar, demokrasi hareketini bastırma ve Falun Gong zulmü gibi baskı kampanyaları yoluyla iktidardaki sıkı kontrolünü devam ettirmektedir.

Batıya Sızma

Çin’in imparatorluk mahkemesi, Batılı kralların ilahi hakları ve Amerikan denetim ve denge sistemi, kültüre ve ortama göre insanlar için Tanrı tarafından bahşedilmiş hükümet biçimleridir. Batı ülkelerinde komünist devrimler, iktidarı ele geçirememiş olsa da, komünizm hayaleti yine de hükümeti devirme ve sızma yoluyla özgür dünya üzerinde gizli bir kontrol kurmuştur. Şiddetli devrim olmaksızın, Batı ülkeleri devlet idaresinin akılcı yöntemlerini terk edip, ağır vergilendirme, şişirilmiş sosyal devletler, aşırı ve kendine hizmet eden bürokrasiler ve politik doğruculuk gibi komünist sistemin çeşitli özelliklerini geniş ölçüde benimsemişlerdir.

Başlangıçta dini ahlak ve ilahi buyruk üzerine kurulmuş olan yasalar, ahlak ve özgürlüğün sapkın anlayışlarına zemin sağlamak için değiştirildi. Doğu’nun komünist ülkelerinde yasalar, rejimin emirlerini yerine getirmek için vardır. Batıda ise yasalar, sol ideoloji aracılığıyla yorumlanır ve iyilik ve kötülük ahlaki kavramlarını yok etmek için değiştirilir. Ağır suçları yumuşatmak, zina içeren cinsel yaşam tarzlarını teşvik etmek, aile müesseseni baltalamak ve ağır bürokrasi ile dürüst vatandaşların haklarını kısıtlamak için yasalar geçirilir.

Hem hükümetler hem de vatandaşlar açgözlü bir aşırı tüketim kültürünün içine sürüklenmiştir. Finansal elitler, altın standardını, karşılığı olmayan dalgalı para birimiyle değiştirerek, ekonomiyi sürdürülebilir kılan geleneksel bilgeliği ortadan kaldırmışlardır. Bankalar ve devlet, sınırsız borç birikimini teşvik ederek, daimi ekonomik krizlere ve ulusal egemenliğin aşınmasına yol açmışlardır.

Komünist hayalet, küreselleşmeyi, Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler gibi örgütler aracılığıyla bağımsız ulusların egemenliğini yavaş yavaş yok etmek için bir araç olarak kullandı. Uluslararası çatışma ve ihtilaflara ütopik çözümler olarak ilan edilen bu küresel otoriteler, gerçekte kötü amaçlara hizmet etmeye başladılar. Birleşmiş Milletler, finansmanının çoğunu Batı demokrasilerinden almasına rağmen, giderek Çin Halk Cumhuriyeti gibi komünist rejimlerin etkisi altına girdi. Uluslararası örgütler, sol ideolojiyi yaymak ve meşru ulusal çıkarları baltalamak amacıyla kullanıldı. Nihai amaç, tüm dünyayı siyaset, ideoloji ve nüfus üzerinde sıkı kontrollerle tek bir totaliter rejim altına sokmaktır.

Solcu ve diğer zararlı gündemler, Batı ülkelerinde, büyük ölçüde kitle iletişim araçlarının yardımıyla çok fazla ana akım etkisine sahip olmayı başarmıştır. Komünist rejimler tarafından yönetilen ülkelerde, tüm medya ya devlet sansürüne tabidir ya da doğrudan komünist parti tarafından kontrol edilir. Başka yerlerde ise, medya, finansal ve partizan etkinin altına girmiştir. Dürüst habercilik ve araştırma bir kenara itilip, sansasyonellik, siyasi popülerlik ve düpedüz sahte haberler ön plana çıkmıştır.

4. Toplumun Çöküşü

Hayalet, geleneksel insan toplumunu devirmek için küresel ölçekte toplumsal hareketleri, kitlesel göçleri ve diğer ayaklanmaları yönlendirmiştir. Bu şaşırtıcı süreç birkaç yüzyıldır devam etmektedir.

Savaş ve Devrim

Siyasi iktidarı ele geçirmek, komünizmin insanlığı yok etme planının en önemli adımlarından biridir. Karl Marx, Paris Komünü’nden alınan dersleri özetlerken, işçi sınıfının orijinal hükümet aygıtını devirmesi ve onu kendi devletiyle değiştirmesi gerektiğini yazdı. Güç, her zaman Marksist siyaset teorisinin temel meselesidir.

Savaş, eski uluslararası düzeni ortadan kaldırmak, geleneğin kalelerini yıkmak ve komünist ideolojinin gelişimini hızlandırmak için hayaletin en etkili araçlarından biri olmuştur. Birçok savaş, şeytani etki altında yapıldı. Birinci Dünya Savaşı, başta çarlık Rusyası olmak üzere pek çok Avrupa imparatorluğunun çöküşünü beraberinde getirdi. Bu, Bolşevik Devrimi’nin yolunu açtı.

II.Dünya Savaşı, ÇKP’nin iktidarı ele geçirmesi ve Sovyetler Birliği’nin Doğu Avrupa’yı kontrol altına alması ve böylelikle savaş sonrası sosyalist kampın kurulması için gerekli koşulları sağladı. Savaş aynı zamanda Sovyet ve Çin komünist rejimlerinin dünya çapındaki komünist hareketi desteklemek için istismar ettiği sömürge kolonilerinin bağımsızlaşma kargaşasını da yarattı. Ulusal kurtuluş hareketleri, Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki birçok ülkeyi otoriter sosyalizm altına soktu.

Devrimin yarattığı tahrik aşağıdaki adımlarla özetlenebilir:

1. İnsanlar arasında nefret ve uyuşmazlığı körüklemek.

2. Halkı yalanlarla aldatmak ve devrimci birleşik bir cephe oluşturmak.

3. Direniş kuvvetlerini birer birer yenmek.

4. Terör ve kaos ortamı yaratmak için şiddet kullanmak.

5. İktidarı ele geçirmek için bir darbe başlatmak.

6. Gericileri bastırmak.

7. Devrim terörünü kullanarak yeni bir düzen oluşturmak ve bunu sürdürmek.

Komünist ülkeler, Komünist Enternasyonal aracılığıyla devrimci aktivizmi ihraç ederek ve komünist olmayan devletlerdeki yerel solcuları destekleyip  huzursuzluk yaratarak bir dünya devrimi başlatmaya çalıştılar.

Komünizm, insanlar arasındaki bölünmeleri sömürür ve bireylerin öfkesini toplu nefrete yönlendirir. Komünist devrimler terör eylemleriyle başarılı olur ve komünist rejimler devlet terörü politikalarını uygular. Terörist hareketlerin çoğu Leninist örgütsel modelden ilham almıştır ve Sovyet ve Çin komünistleri, dünyanın geri kalanında kamu düzenine zarar vermek ve toplumu parçalamak için bir tür görev gücü olarak terörist grupları desteklemişlerdir.

Ekonomik ve Sosyal Kriz

Dünyanın her yerinde, sosyalist ve komünist hareketler, nihayetinde mevcut sosyal düzeni yıkma hedefi ile etkili konuma gelmek için ekonomik karışıklıktan faydalanırlar.

Devrimi teşvik etmek veya sosyalist hareketleri bir kurtarıcı gibi göstermek için ekonomik krizler, bir araç olarak yaratılabilir ve kullanılabilir. Demokratik ülkelerdeki politikacılar kendilerini çaresizce bir çözüm arayışı içerisinde bulduklarında, değerlerini bir kenara bırakıp, kademeli olarak ülkelerini büyük devlete ve yüksek vergili sosyalizme doğru kaydırırlar. Saul Alinsky, Radikaller için Kurallar kitabında yazdığı gibi, “Gerçek eylem düşmanın tepkisindedir.”

1930’ların Büyük Buhranı, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük devlete ve yaygın müdahaleciliğe giden yola girdiği kilit dönemeç idi. 2008 mali krizi, dengeyi genişleyen solcu politikalar lehine değiştirmeye devam etti.

Sanayileşme ve küreselleşmenin yükselmesiyle birlikte önce kırsal bölgelerden şehirlere, ardından sınırlar ve kıtalar arasında kitlesel göçler başladı. İnsanlar antik çağlardan beri bir yerden başka bir yere göç ettiler. Ancak, modern zamanlarda görülen hızlı yurtiçi ve yurtdışı nüfus hareketleri, hayaletin manipülasyonundan kaynaklanmaktadır.

Kitlesel göç, ulusal kimliği, sınırları, egemenliği, kültürel gelenekleri ve sosyal dayanışmayı yok eder. Kitleler geleneksel kimliklerinden uzaklaştırıldıkça, modernitenin akıntısına daha kolay kapılırlar. Aşina olmadıkları bir ortamda yaşayan göçmenlerin, ev sahibi ülkelerin siyasi süreçlerine veya kültürel geleneklerine derinlemesine katılmaları bir yana, geçimlerini güvence altına almaları çok zordur. Yeni gelen göçmenler, böylelikle sol partiler ve sosyal amaçlar için kolayca elde edilen oy olarak görülürler. Bu arada göçmenlik, ırkçı ve dini düşmanlıkları kışkırtmak için olgun koşullar yaratır.

Komünizm, insanları ateşlemek ve kışkırtmak, çatışmaları tırmandırmak, toplumu istikrarsızlaştırmak için hareketler başlatmak, siyasi muhalefeti bastırmak, söyleme hakim olmak ve yüksek ahlaki zemini ele geçirmek için sosyal eğilimlerden yararlanır. Örnekler arasında komünistlerin kendi amaçları için gasp ettikleri savaş karşıtı hareket ve çevrecilik sayılabilir.

5. Böl ve Yönet Stratejisi

Komünist hayalet, insanları farklı özelliklere ve motivasyonlara göre ele alır. Bazılarının açgözlülüğünden yararlanırken,bazen başkalarının hayatını alabilir. İnsan idealizmini ve duygularını kullanarak, bireyleri devrim ve isyanın piyonları olarak hizmet etmeleri için beyinleriniyıkar.

Muhalefeti Ortadan Kaldırmak

Bazı insanlar diğerlerinden daha akıllı ve daha anlayışlıdır. Bazıları Tanrı’ya daha yakındır ve şeytanın hilelerine kolay kolay kanmaz.  Uzun ve zengin tarihsel deneyime sahip ülkelerde, insanları yanıltmak zordur. Komünist hayalet, komplolarını gören ve onlara direnecek kadar cesaret gösteren toplumun seçici üyelerini fiziksel olarak yok etmekte tereddüt etmez. Bu amaçla siyasi kampanyalar, dini zulümler, yargısız infazlar ve suikastlar düzenler.

Beş bin yıllık kutsal medeniyetiyle övünen Çin’de, ÇKP, kültürel düzeni yıkabilmek için on milyonlarca insanı öldüren bir dizi siyasi kampanya başlattı. Geleneksel Çin kültürünün muhafızları olarak hizmet eden akademisyenlerin, seçkinlerin ve spritüel uygulayıcıların katledilmesine özellikle önem verdi.

Tüm uluslardan ve sektörlerden elitler, hayaletin gündemini yakından takip ettikçe, hayalet onların çıkarlarına uygun hareket edip, onlara güç bahşetti. Bu sayede bu elitler şeytani bir yol izlemiş oldu. Ün ve nüfuz peşinde olanlara hayalet, itibar ve yetki verdi. Açgözlülere kazanç sağladı. Kibirlilerin egolarını şişirdi ve cahillerin cahil kalmasını sağladı. Üstün zekalılar, bilim, materyalizm ve sınırsız ifade özgürlüğü ile baştan çıkarıldı. Fazla hırslı ama iyi niyetli olan bireylerin ideallerini kullanarak kendilerine tapan insanlar yarattılar. Bu insanlar, olağanüstü sosyal güç, politik etki ve büyük servete sahip başkanlar, başbakanlar, düşünce kuruluşu akademisyenleri, politikacılar, yöneticiler, önemli bankacılar, profesörler, uzmanlar, Nobel sahibi ve benzeri kişiler haline gelerek başarının sarhoşluğuna kapıldılar. Bir kez belirlendikten sonra, bu büyük şahsiyetler, kendi koşullarına uygun olarak seçilirler. Birçoğu hayaletin cahil ajanları ve Lenin’in ifadesiyle “yararlı aptallar” haline gelirler.

Kitleleri Aptallaştırma

Komünist ideoloji, yanlış anlatılar kullanarak, çarpık eğitim sistemiyle insanları kandırarak ve kitle iletişim araçlarını kontrol ederek kamusal bilgiyi manipüle eder. İnsanların sadece kendi anlık çıkarlarını, adi eğlenceleri, rekabetçi sporları, sosyal dedikoduları ve erotik ve cinsel arzulara düşkünlüğünü önemsemelerini sağlamak için onların güvenlik duygusunu ve sıradan çıkarlarını kullanır. Aynı zamanda, politikacılar, seçmenlerin uyanıklılığını ve yargısını zayıflatmak ve böylece seçmenleri ele geçirmek için en düşük seviyeli kitlelere hitap eder.

Totaliter komünist ülkelerde, halkın siyasetle bir ilgisi olmasına asla izin verilmez. Demokratik ülkelerde, kamu yararı ile ilgilenenlerin dikkati önemsiz konulara (transseksüel hakları gibi) yöneltilir. Bu, eski Çin askeri tarihindeki meşhur “Görünürde ahşap yolları onarırken gizli bir rota üzerinden ilerlemek” stratejisini yansıtır. İnternette hızla yayılan haberler, sosyal sansasyonlar ve hatta terörist saldırıları ve savaşlar, komünizmin nihai hedefini gizleyecek şekilde düzenlenir.

Halk, modern bir bilinçle aşılanır ve inatla geleneğe bağlı kalan azınlığı zapt etmek için seferber edilir. Entelektüeller, dünya genelindeki halk kültürlerine yönelik ağır eleştiriler yaparak anlayışsız izleyicileri daha da dar görüşlü ve önyargılı hale getirirler. Eleştirel ve yaratıcı düşünme kavramları, genç nesilleri otoriteye karşı gelmelerini sağlamak için kötüye kullanılır ve bu sayede onların geleneksel kültürün bilgi ve bilgeliğini özümsemeleri engellenir.

Komünist ülkelerde, geleneksel kültürün savunucuları katledildikten sonra, devrime katılmaları için nüfusun büyük bir kısmının beyni yıkandı. ÇKP iktidarı ele geçirdikten sonra, “kurt yavruları” neslini yetiştirmek tam 25 yıl sürdü. Kurt yavruları komünizm altında büyüyen ve sınıf düşmanlarından nefret etmek ve onları öldürmek üzere beyinleri yıkanmış kişiler için kullanılan Çince bir terimdir. Bu nesil, ayrım gözetmeksizin savaşmaya, parçalamaya, soymaya ve yakmaya teşvik edildi.

ÇKP, katletme duygusunu aktif olarak geliştirir. Kültür Devrimi sırasında genç kızlar, Mao’nun ideolojik haçlı seferinde öğretmenlerini hiç acımadan öldüresiye dövdüler. Bugün, “Elli Kuruş Ordusu” olarak bilinen internet kullanıcıları, Çin sosyal medya sitelerini istila ediyorlar. Bu kişiler para karşılığı sürekli, “Çin harap olsa bile Diaoyu Adalarını Kurtarın” ve “Japonların kökünü kurutamamaktansa, Çin’in mezarlarla dolmasını tercih ederiz” gibi dayak ve öldürme hakkında yazılar yazıyorlar.

Batı’da komünist partiler, Fransız Devrimi ve Paris Komünü deneyimine özeniyorlar. Her devrim ve ayaklanma, hiç vicdan azabı duymayan, utanmayan ve merhameti olmayan çeteler tarafından başlatılmıştır.

Toplumu Parçalamak

Bugün, eski nesil marjinalleştiriliyor ve hızla toplumdan uzaklaştırılıyor. Gençlere her zamankinden daha fazla haklar, siyasi güç ve ayrıcalıklar verildikçe, yaşlılar otorite ve prestij konumlarını kaybediyor ve bu durum  insanlığın gelenekten kopuşunu hızlandırıyor. Çağdaş edebiyat, sanat ve popüler kültür, akranları tarafından dışlanmamak adına durmadan değişen eğilimleri takip etme baskısı altında olan gençlerin zevklerine ve değerlerine göre şekilleniyor.

Hızlı bilimsel ve teknolojik ilerleme, yaşlıları, sonuç olarak ortaya çıkan büyük sosyal değişikliklere ayak uyduramaz ve uyum sağlayamaz hale getirdi. Toplu göçler ile bir arada giden kentsel ve kırsal alanların dönüşümü yaşlıları yabancılaştırmak ve onları günümüzden uzaklaştırmak için birlikte çalışmakta. Yalnızlıklarının eziyeti ve çaresizliği, gençlerin sürekli bir mesleki veya sosyal rekabet durumunda olduğu ve ebeveynlerine ve büyüklerine ayıracak çok az zamana sahip olmaları nedeniyle modern yaşamın gerçekleri tarafından daha da şiddetlenir.

Geleneksel insan toplumunda insanlar birbirlerine yardım eder. Çatışmalar olduğunda, çözüm ve işbirliğini kolaylaştırmak için din, ahlak, yasalar ve gelenekler devreye girer. Böylesi organik bir toplum bir anda çökertilemez. Öncelikle, bireyler arasındaki geleneksel güveni ortadan kaldırarak ve onları birbirlerinden uzaklaştırarak küçük birimlere bölünmesi gerekir.

Neredeyse akla gelebilecek her standart, toplumu karşıt gruplara bölmek ve aralarında nefreti ve mücadeleyi kışkırtmak için kullanılır. Sınıf, cinsiyet, ırk, etnik köken ve dini mezhep, bölünme için bir temel oluşturabilir. Hayaletten etkilenen komünizm ve diğer ideolojiler, burjuvazi ile proletarya, yönetenler ve yönetilenler, ilericiler ve “gericiler”, liberaller ve muhafazakarlar arasındaki düşmanlığı büyütür—bu esnada, hükümet durdurulamaz bir totaliter devlet inşa etmek için yetkilerini genişletir.

6. Aldatma ve Savunma

Komünist hayalet kendini iyi gizlemiştir. Yelpazesi gizliden aşikâr olana kadar bir dizi stratejiler uygulayarak yarattığı aldatmacasının ölçeğini anlamak zordur.

Hayaletin en şeytani planları, mantıklı, makul ve yasal olarak insanlara güpegündüz gün ışığında sunularak gerçekleştirilir. O kadar yayılmış bir haldedir ki, bu planları oldukları gibi ortaya çıkarmak zordur. Zaman zaman, hayalet gündeminin belirli yönleri yalnızca dikkati ve sorgulamayı daha büyük bir komplodan uzaklaştırmak için açığa çıkar. Örneğin, Soğuk Savaş sırasında dünya iki askeri ve siyasi kampa bölündü. Sosyal sistemleri taban tabana zıt görünmesine rağmen, aynı şeytani süreç her iki tarafta farklı biçimlerde kendini gösteriyordu. Pek çok revizyonist Batı tarzı komünist, sosyalist, Fabianist, liberal ve ilerici, Sovyet ve Çin modellerini alenen reddettiler. Ancak onların çabaları toplumu, Sovyetler Birliği ve Çin’inkinden farklı olmayan bir sosyal yapıya doğru sürükledi. Basit bir ifadeyle, komünist hayalet, totaliter Doğu’yu Batı’ya aktif bir şekilde sızmak için bir oyalama taktiği olarak kullandı.

Hayaletin planını ifşa etmeye cesaret edenler, “komplo teorisyenleri”, “aşırılık yanlıları”, “aşırı sağ”, “alternatif sağ”, “cinsiyetçiler”, “ırkçılar”, “savaş çığırtkanları”, “yobazlar”, “Naziler”, ” Faşistler” olarak adlandırıldı. Bu sıfatlar onları akademiden ve toplumun genelinden izole etmek ve marjinalleştirmek için kullanıldı.  Alay ve korku objesi olan bu kişilerin fikirleri hiçbir izleyici kazanamadı ve hiçbir etki yaratamadı. İnsanlar aynı anda belirli etnik kökenlere, gruplara ve bireylere karşı çıkmaya ve onlardan nefret etmeye koşullandırıldı, böylece dikkatleri temel kötülük olan komünist hayaletten uzaklaştırıldı.

Tüm insanlığın hayaletin aldatmacasına kapılması imkansızdır. Ancak, sayısız biçimleriyle komünizm, dünyanın dört bir yanındaki insanların çoğunluğu ve liderleri üzerinde etki yarattı. Dünyamızı komünizm hayaletinin yönettiğini söylemek abartı olmaz. Yukarıda özetlenen genel stratejiler ışığında, sonraki bölümler bu hayaletin hakimiyetinin nasıl ortaya çıktığını ve insanlığın bilinçlenmesi için ne yapması gerektiğini ayrıntılı olarak incelemektedir.

15 Eylül 2020 tarihinde güncellenmiştir.

Devamı gelecek.. İkinci Bölüm

Önceki bölümler:

Önsöz: Komünizmin Hayaleti Dünyamıza Nasıl Hükmediyor?

Giriş: Komünizmin Hayaleti Dünyamıza Nasıl Hükmediyor?

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.